Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2083-20106 sayılı kararında, sürücünün yolun sol kenarından yola çıkan yayaya çarpmamak için 'erken fren tedbirine başvurmadığı ve klakson çalarak uyarmadığı' gerekçesiyle tali kusurlu sayılması, taksirli suçlarda objektif özen yükümlülüğünün kapsamını nasıl ortaya koymaktadır? Bu durum, Karayolları Trafik Kanunu'ndaki hangi genel ilkeyle ilgilidir?
Bu karar, taksirli suçlarda objektif özen yükümlülüğünün sadece kanunda yazılı kurallara (hız limiti, geçme yasağı vb.) uymaktan ibaret olmadığını, aynı zamanda somut olayın gerektirdiği her türlü tedbiri almayı da kapsadığını göstermektedir. Sürücü, yasal hız sınırları içinde olsa bile, bir tehlike sezdiğinde (yola aniden çıkabilecek bir yaya gibi) hızını azaltmak, fren yapmaya hazır olmak, sesli veya ışıklı ikazda bulunmak gibi ek önlemleri almakla yükümlüdür. Bu, Karayolları Trafik Kanunu'nun temelini oluşturan 'güvenli ve dikkatli araç sürme' ve 'riskli durumlardan kaçınma' ilkesiyle doğrudan ilgilidir. Sürücü, sadece kurallara uymakla kalmamalı, aynı zamanda öngörülebilir tehlikelere karşı makul olan her türlü tedbiri alarak zararlı sonucun ortaya çıkmasını engellemeye çalışmalıdır. Bu yükümlülüğün ihlali, taksirli sorumluluğu doğurur. (Kaynak: sanigin-kusurunun-bulunmamasi)