Sosyal medya üzerinden işlenen 'iftira' suçunun (TCK m. 267) 'basın ve yayın yoluyla' işlenmesi, suçun temel şeklinden farklı bir hukuki sonuç doğurur mu? İftira suçunun oluşması için, iftira atılan kişi hakkında mutlaka bir soruşturma veya kovuşturma başlamış olması gerekir mi?
TCK m. 267, iftira suçunun işleniş yollarından biri olarak 'basın ve yayın yoluyla' işlenmesini açıkça belirtir. Bu, suçun temel şekli içinde bir işleniş biçimidir ve ceza açısından doğrudan bir ağırlaştırıcı neden olarak düzenlenmemiştir. Ancak, basın ve yayın yoluyla işlenmesi, suçun 'aleniyet' unsurunu oluşturur ve bu durum temel cezanın belirlenmesinde (TCK m. 61) aleyhe bir kriter olarak dikkate alınabilir. İftira suçunun tamamlanması için, iftira atılan kişi hakkında fiilen bir soruşturma veya kovuşturma başlaması şart değildir. Maddenin lafzı, 'hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için' ifadesini kullanır. Yani, failin bu amaçla hareket etmesi ve isnadın yetkili makama ulaşması suçun oluşumu için yeterlidir. Makamın harekete geçip geçmemesi, suçun tamamlanmasını etkilemez. (Kaynak: sosyal-medya-suclari)