CMK m. 231/6'ya göre HAGB kararı verilebilmesi için 'mağdurun veya kamunun zararının tümüyle giderilmesi' şartı bulunmaktadır. Bu şartın, TCK m. 167'de düzenlenen 'şahsi cezasızlık sebebi' (örneğin hırsızlık suçunun eşe karşı işlenmesi) ile birleştiği durumlarda nasıl bir yorum yapılmalıdır? Zarar giderilmemiş olsa bile HAGB kararı verilebilir mi?
TCK m. 167, belirli akrabalık ilişkileri içinde işlenen malvarlığına karşı suçlarda cezaya hükmolunmayacağını belirtir. Bu bir şahsi cezasızlık sebebidir. Bu durumda, fail hakkında mahkumiyet hükmü kurulamaz; bunun yerine CMK m. 223/4-b uyarınca 'ceza verilmesine yer olmadığı' (CVYO) kararı verilir. HAGB ise, sanık hakkında bir mahkumiyet hükmü kurulmasını ancak bu hükmün açıklanmamasını gerektiren bir kurumdur. Dolayısıyla, TCK m. 167'nin uygulanabildiği bir durumda, ortada hakkında HAGB kararı verilebilecek bir mahkumiyet hükmü zaten kurulamaz. Süreç, HAGB aşamasına gelmeden CVYO kararı ile son bulur. Bu nedenle, zarar giderim şartı bu noktada anlamsız kalır. Eğer mahkeme TCK m. 167'yi uygulamayıp HAGB'yi değerlendiriyorsa, bu hatalı bir yaklaşımdır. Öncelik, suçu ortadan kaldıran veya cezasızlık nedeni olan hükümlerdedir. (Kaynak: ceza-verilmesine-yer-olmadigi-karari, adli-sicil-arsiv-kaydinin-lehe-hukumlerin-tatbikine-etkisi'nden türetilmiştir.)