Sanığın, soruşturma aşamasında kolluğa verdiği ikametgah adresinde hiç oturmadığı sonradan anlaşılmıştır. Mahkeme, bu adrese gönderdiği duruşma davetiyesi iade edilince, kolluk marifetiyle yaptığı araştırmada da sanığın orada oturmadığını tespit etmiştir. Buna rağmen, sanık yakalanıp ifadesi alındıktan sonra, mahkemenin aynı usulsüz adresi tutanağa geçirip, yokluğunda verdiği kararı bu adrese Tebligat Kanunu m. 35'e göre tebliğ etmesi hukuka uygun mudur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #152163

Hayır, kesinlikle hukuka uygun değildir. Bu durum, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2010/4-199 E. sayılı kararında ele alınan duruma benzemektedir. Tebligat Kanunu m. 35'in uygulanabilmesi için, tebligat yapılacak adresin daha önce usulüne uygun tebligat yapılmış geçerli bir adres olması gerekir. Mahkeme, sanığın o adreste hiç oturmadığını birden fazla kez (posta iadesi, kolluk araştırması) tespit etmiş ve hatta bu nedenle sanık hakkında yakalama kararı çıkarmıştır. Sanığın bu adreste ikamet etmediği sabitken, bu geçersiz adrese m. 35 uyarınca yapılan tebligat tamamen usulsüzdür. Mahkemenin, sanığın gerçek adresini tespit için daha etkin yollara (MERNİS, iş adresi, telefon vb.) başvurması gerekirdi. Bu usulsüz tebligat, hükmü kesinleştirmez ve öğrenme üzerine yapılan temyiz süresinde kabul edilir. (Kaynak: cmk-madde-37-tebligat-usulleri)