Türk Medeni Kanunu'nun 407. maddesi, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmeden önce, bir yıldan uzun süreli hapis cezasına mahkum olan her erginin kısıtlanmasını öngörüyordu. Bu durumun, cezaevindeki hükümlüye yapılacak tebligat usulüne etkisi neydi? Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı ve sonrasında yapılan yeni yasal düzenleme bu usulü nasıl değiştirmiştir?
AYM'nin iptalinden önceki TMK m. 407, bir yıldan uzun ceza alan herkes için zorunlu vasi atanmasını öngördüğünden, bu kişilere yapılacak tebligatların Tebligat Kanunu m. 11 uyarınca doğrudan vasilerine yapılması gerekiyordu. Hükümlünün kendisine yapılan tebligat usulsüz sayılıyordu. AYM, bu zorunlu kısıtlamayı ölçüsüz bularak iptal etti. 12.03.2024'te yürürlüğe giren yeni TMK m. 407 düzenlemesi ile kısıtlama, hükümlünün 'isteğine' veya '5 yıl ve daha fazla cezası olması ve gerekli görülmesi' haline bağlandı. Artık, cezaevindeki bir hükümlüye tebligat yapılmadan önce, hakkında yeni düzenlemeye göre verilmiş bir kısıtlama (vasi) veya kayyım kararı olup olmadığı araştırılmalıdır. Eğer vasi veya kayyım atanmışsa tebligat onlara, atanmamışsa Tebligat Kanunu m. 19 uyarınca cezaevi idaresi aracılığıyla bizzat hükümlünün kendisine yapılır. Yani, otomatik kısıtlama ve vasiye tebligat zorunluluğu kalkmıştır. (Kaynak: tutuklu-ve-hukumlu-kisilere-tebligat-usulu)