Aldatma (zina) nedeniyle açılan bir boşanma davasında, davalı eşin zina eylemini mahkemede ikrar etmesi, tek başına boşanma kararı verilmesi için yeterli midir? Hâkimin bu ikrar karşısındaki tutumu ne olmalıdır?
Hayır, yeterli değildir. Boşanma davaları, kamu düzenini ilgilendiren ve tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği davalardandır. TMK m. 184'e göre, 'Hâkim, boşanma veya ayrılık davasının dayandığı olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe, bunları ispatlanmış sayamaz' ve 'Tarafların bu konudaki ikrarları hâkimi bağlamaz'. Bu ilke, anlaşmalı boşanmaların kötüye kullanılmasını ve gerçekte olmayan bir boşanma sebebine dayanarak evliliğin sona erdirilmesini önlemeyi amaçlar. Bu nedenle, davalı eşin zinayı ikrar etmesi, hâkim için sadece bir delildir, ancak tek başına hükme esas alınamaz. Hâkim, bu ikrarı diğer delillerle (tanık beyanları, otel kayıtları, fotoğraflar vb.) desteklenip desteklenmediğini araştırmalı ve zinanın fiilen gerçekleştiğine dair bir kanaat oluşturmalıdır. (Yargıtay 2. HD, 10/09/2001 T., 9914/11437 E.) (Kaynak: aldatma-zina-sebebiyle-bosanma-davasi)