Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin 20. maddesi, Türkiye'nin savaşan devlet olması durumunda savaş gemilerinin geçişi konusunda Türk Hükümetine 'tümüyle dilediği gibi davranma' yetkisi vermektedir. Bu yetki mutlak ve sınırsız mıdır, yoksa uluslararası hukukun genel ilkeleri (örneğin tarafsızlık, orantılılık) çerçevesinde bir kısıtlamaya tabi midir?
Sözleşmenin lafzı, 'tümüyle dilediği gibi davranabilecektir' diyerek çok geniş bir takdir yetkisi tanımaktadır. Bu, Türkiye'nin Boğazlar üzerindeki egemenlik haklarının savaş durumunda tam olarak tanınması anlamına gelir. Teorik olarak bu yetki, Türkiye'nin kendi askeri ve stratejik çıkarlarına göre, hiçbir devlete ayrım yapmaksızın Boğazları tüm savaş gemilerine kapatmasını veya sadece müttefiklerine açmasını mümkün kılar. Ancak bu yetkinin kullanımı, uluslararası hukukun genel ilkeleri ve Türkiye'nin taraf olduğu diğer uluslararası anlaşmalar (örneğin BM Şartı) ile zımnen sınırlıdır. Türkiye'nin bu yetkiyi kullanırken keyfi davranması veya uluslararası hukukun emredici kurallarını (jus cogens) ihlal etmesi beklenemez. Örneğin, bir saldırıya karşı meşru müdafaa hakkını kullanan bir devlete yardım amacıyla geçişe izin verirken, saldırgan devlete keyfi olarak izin vermesi uluslararası sorumluluğunu doğurabilir. Dolayısıyla yetki çok geniş olmakla birlikte, mutlak ve sınırsız değildir. (Kaynak: turk-bogazlari-hangi-sartlarla-ve-ne-zaman-kapatilabilir)