CMK m. 146 uyarınca Cumhuriyet savcısının soruşturma evresinde tanık, bilirkişi, mağdur ve şikâyetçi hakkında 'zorla getirme' kararı verebilmesi hangi kanun değişikliği ile mümkün olmuştur? Bu değişiklikten önce zorla getirme kararı hangi makam tarafından veriliyordu ve bu konudaki tartışmanın temelini hangi anayasal ilke oluşturuyordu?
Cumhuriyet savcısının tanık, bilirkişi, mağdur ve şikâyetçi hakkında zorla getirme kararı verebilmesi, 06.12.2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanun'la CMK m. 146'ya eklenen 7. fıkra ile mümkün olmuştur. Bu değişiklikten önce, CMK'da savcıya bu yetkiyi veren açık bir hüküm yoktu. Yargıtay (örneğin 4. CD, 2006/7064 E.), zorla getirmenin kişi özgürlüğünü kısa süreli de olsa kısıtlayan bir tedbir olduğunu, bu nedenle Anayasa'nın 19. maddesindeki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı gereğince 'hâkim kararı' ile uygulanması gerektiğini savunuyordu. Tartışmanın temelini, kişi özgürlüğüne yönelik bir müdahalenin ancak kanunda açıkça yetki verilen bir yargı mercii tarafından yapılabileceği ilkesi oluşturuyordu. 5560 sayılı Kanun bu tartışmayı sona erdirerek savcıya da açıkça bu yetkiyi tanımıştır. (Kaynak: cmk-madde-146-zorla-getirme)