YHGK'nın 2017/4-1493 E. sayılı rücuen tazminat davası kararında, yerel mahkemenin direnme gerekçesi ile Özel Daire'nin bozma gerekçesi arasındaki temel hukuki yaklaşım farkı nedir?
İki karar arasındaki temel hukuki yaklaşım farkı, davalı erin içinde bulunduğu özel durumların (zorunlu ve ücretsiz hizmet, uzun nöbet vb.) onun 'tazminat sorumluluğunu' nasıl etkileyeceği noktasındadır. - Yerel Mahkemenin Direnme Gerekçesi: Yerel mahkeme, bu özel durumların davalıyı tazminattan sorumlu tutmanın 'hakkaniyetle bağdaşmayacağı' sonucuna varmış ve bu durumu bir 'mutlak sorumsuzluk' nedeni olarak kabul ederek davanın tamamen reddine karar vermiştir. Bu yaklaşıma göre, bu şartlar altındaki bir kişiye kusur atfedilemez veya atfedilse bile tazminatla sorumlu tutulamaz. - Özel Daire'nin Bozma Gerekçesi: Özel Daire (ve sonrasında YHGK), bu özel durumların 'kusur unsurunu' ortadan kaldırmadığını, dolayısıyla mutlak bir sorumsuzluk nedeni olmadığını belirtmiştir. Bu yaklaşıma göre, öncelikle davalının olaydaki kusuru belirlenmelidir. Bu özel durumlar ise, kusur oranına göre hesaplanacak tazminat miktarından, BK m. 43-44 uyarınca 'hakkaniyet indirimi' yapılırken dikkate alınması gereken birer 'indirim nedeni'dir. Kısacası, yerel mahkeme 'sorumluluk yoktur' derken, Yargıtay 'sorumluluk vardır ancak miktarda indirim yapılmalıdır' demektedir. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/rucuen-tazminat-davasi/)