Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2010/4-199 E. sayılı kararında, mahkemenin TK m. 35'e göre yaptığı usulsüz tebligat, sanığın temyiz hakkını nasıl etkilemiştir ve Yargıtay bu sorunu nasıl çözmüştür?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #152046

Mahkemenin yaptığı usulsüz tebligat, sanığın temyiz hakkını kullanmasını fiilen engellemiştir. Mahkeme, bu usulsüz tebligatı geçerli sayarak kararın kesinleştiğini düşünmüş ve sanığın daha sonra yaptığı temyiz başvurusunu 'süre aşımı' nedeniyle reddetmiştir. Bu, sanığın kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınması anlamına gelmektedir. Yargıtay bu sorunu şu şekilde çözmüştür: YCGK, öncelikle TK m. 35'e göre yapılan tebligatın, kanuni şartları oluşmadığı için 'geçersiz' olduğuna karar vermiştir. Tebligat geçersiz olduğu için, temyiz süresinin hiç başlamadığını kabul etmiştir. Bu tespitten sonra, sanığın durumu öğrenmesi üzerine yaptığı temyiz başvurusunun, TK m. 32 uyarınca 'süresinde yapılmış' olduğunu belirlemiştir. Sonuç olarak, yerel mahkemenin 'temyiz isteminin reddine' ilişkin kararını ve bu kararı onayan Özel Daire kararını kaldırarak, dosyanın esastan temyiz incelemesi yapılması için ilgili daireye gönderilmesine karar vermiştir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/cmk-madde-37-tebligat-usulleri.html)