Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2006/7064 E. sayılı kararında, zorla getirme kararını verecek merciin neden Sulh Ceza Hâkimi olması gerektiği, Anayasa'nın 19. maddesi ile nasıl ilişkilendirilmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #152001

Kararda, zorla getirme tedbirinin kısa süreli de olsa kişilerin özgürlüğünü sınırlayıcı bir nitelik taşıdığı vurgulanmıştır. Anayasa'nın 19. maddesi, 'Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir' diyerek kişi özgürlüğünü temel bir hak olarak güvence altına almakta ve bu özgürlüğün ancak kanunda gösterilen şekil ve şartlarda, bir 'yargı mercii' kararıyla kısıtlanabileceğini belirtmektedir. Yargıtay, zorla getirme kararının da bu kapsamda bir özgürlük kısıtlaması olduğunu, bu nedenle bu kararın bir yargı mercii olan 'hâkim' tarafından verilmesi gerektiğini savunmuştur. CMK'nın 146. maddesi, zorla getirme nedenlerini yakalama (m. 98) ve tutuklama (m. 100) nedenlerine atıfla düzenlemiştir. Yakalama ve tutuklama kararlarını Sulh Ceza Hâkimi verdiğine göre, benzer nitelikteki zorla getirme kararını da aynı merciin vermesi, hem kanunun sistematiğine hem de Anayasa'nın 19. maddesindeki 'yargısal güvence' ilkesine uygun olacaktır. Bu nedenle, Cumhuriyet Savcısının bu yetkiyi doğrudan kullanamayacağı, hâkimden talep etmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. (Not: Bu karar, 5560 sayılı kanun değişikliği öncesi duruma ilişkindir.) (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/cmk-madde-146-zorla-getirme.html)