Düğünde erkeğe takılan ve 'kadına özgü olmayan' (örneğin çeyrek altın, cumhuriyet altını gibi) ziynetlerin erkeğe ait kabul edilmesi, TMK m. 220'deki 'kişisel mallar' ve m. 226'daki 'ispat' kuralları çerçevesinde nasıl bir anlam ifade eder?
TMK m. 220, taraflardan birinin sadece kişisel kullanımına yarayan eşya ile karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerlerini kişisel mal sayar. Yargıtay'ın, erkeğe takılan ve kadına özgü olmayan ziynetlerin erkeğe ait olduğu yönündeki yeni içtihadı, bu takıların erkeğe yapılmış bir 'karşılıksız kazanma (bağış)' olduğunu kabul etmektedir. Bu durumda, bu takılar erkeğin kişisel malı haline gelir ve boşanma halinde mal paylaşımına (edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesine) dahil edilmez. TMK m. 222 (eski metinlerde 226), 'belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür' der. Bu içtihatla birlikte, erkeğe takılan bu tür ziynetlerin kendisine ait olduğunu ispat yükü, hayatın olağan akışı ve örf ve adet gereği hafiflemiş olmaktadır. Kadın, bu ziynetlerin kendisine bağışlandığını iddia ediyorsa, bu iddiasını ayrıca ispat etmek durumunda kalacaktır.