Ceza muhakemesinde, 15 yaşından küçük ve ayırt etme gücüne sahip olmayan bir mağdurun kanuni temsilcisi (örn: babası) davaya katılmak istemediğini beyan ederken, CMK uyarınca atanan vekil davaya katılmak ve hükmü temyiz etmek istediğini belirtirse, hangi iradeye üstünlük tanınır? Ceza Genel Kurulu'nun bu konudaki içtihadını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #150934

Bu durumda kanuni temsilcinin iradesine üstünlük tanınır. Ceza Genel Kurulu'nun istikrarlı kararlarında (örneğin CGK-K.2022/786 içinde atıf yapılan kararlar) belirtildiği üzere, davaya katılma hakkı şahsa sıkı sıkıya bağlı bir haktır. Ayırt etme gücü olmayan küçük adına bu hakkı kullanma yetkisi öncelikle kanuni temsilciye aittir. CMK uyarınca atanan vekil, küçük ve onun kanuni temsilcisine hukuki yardımda bulunur; ancak kanuni temsilcinin kanundan doğan yetkilerini ortadan kaldıramaz. Dolayısıyla, kanuni temsilci açıkça davaya katılmak istemediğini belirtmişse, mağdur 'katılan' sıfatını kazanamaz. Katılan sıfatı olmayan mağdurun vekilinin de, CMK m. 260 uyarınca tek başına kanun yollarına başvurma yetkisi bulunmamaktadır. Vekilin kanun yoluna başvurabilmesi, asilin (bu durumda kanuni temsilci aracılığıyla mağdurun) davaya katılmış olmasına bağlıdır.