Haksız tahrikin (TCK m. 29) uygulanabilmesi için tahrik edici fiil ile tepki suçu arasında bir 'orantı' bulunması gerekir mi? Mağdurun hakaretine karşı failin öldürme suçu işlemesi durumunda haksız tahrik uygulanabilir mi? Metindeki görüşleri tartışınız.
Metinde bu konuda iki farklı görüş sunulmuştur. Baskın olan ve Yargıtay tarafından da benimsenen görüşe göre, haksız tahrikin uygulanması için tahrik edici fiil ile tepki suçu arasında niceliksel bir 'orantı' aranmaz. Haksız tahrik kurumu, failin haksız fiil nedeniyle içine düştüğü 'hiddet veya şiddetli elem' halini dikkate alır ve bu psikolojik durumdaki bir kişiden orantılı davranmasını beklemenin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu kabul eder. Dolayısıyla, mağdurun ağır hakaretine karşı failin öldürme suçu işlemesi durumunda, diğer şartlar (haksızlık, hiddet/elem, nedensellik) mevcutsa haksız tahrik indirimi uygulanabilir. Ancak, bazı görüşler ve Yargıtay'ın cinsel suçlar gibi bazı suç tiplerine ilişkin kararları, fiiller arasında niteliksel bir 'nedensellik bağı' ve 'ölçülülük' olması gerektiğini savunur. Örneğin, bahçeden kayısı çalan bir çocuğa cinsel istismarda bulunma eyleminde, tahrik ile tepki arasında niteliksel bir bağ olmadığı için haksız tahrik uygulanamayacağı kabul edilmektedir.