TCK m. 26/2 uyarınca, ilgilinin (mağdurun) rızasının hukuka uygunluk nedeni sayılabilmesi için, fiile karşı koymamanın veya sessiz kalmanın rıza olarak kabul edilebilme koşulu nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #150881

TCK m. 26/2'ye ilişkin gerekçede ve Ceza Genel Kurulu'nun 2020/442 sayılı kararında da belirtildiği gibi, rıza beyanı sarih (açık) veya zımni (örtülü) olabilir. Fiile karşı koymamak veya sessiz kalmak, tek başına zımni rıza olarak kabul edilmez. Ancak, 'eğer rıza gösterildiğini anlamaya yarayan başkaca emareler de varsa', bu durumda sessiz kalmak veya karşı koymamak bir rıza açıklaması olarak değerlendirilebilir. Örneğin, bir dövme sanatçısının hazırlıklarını izleyen, kolunu uzatan ve işlem sırasında ses çıkarmayan bir kişinin bu davranışları, zımni rıza gösterdiğine dair 'başka emareler' olarak kabul edilebilir. Dolayısıyla, sessizliğin rıza anlamına gelebilmesi için, olayın bütünlüğü içinde rıza iradesini ortaya koyan ek davranışların veya durumların bulunması gerekir.