CMK m. 234/2 uyarınca, ayırt etme gücüne sahip olmayan küçük mağdur için baro tarafından görevlendirilen vekilin iradesi ile mağdurun kanuni temsilcisinin (örn: velisi) iradesi, kanun yoluna başvurma konusunda çelişirse hangisine üstünlük tanınır? Ceza Genel Kurulu'nun bu konudaki yerleşik içtihadını açıklayınız.
Ceza Genel Kurulu'nun yerleşik içtihatlarına (örn: CGK 13.10.2020 tarihli ve 80-416 sayılı kararı) göre, bu durumda kanuni temsilcinin (veli veya vasi) iradesine üstünlük tanınır. Davaya katılma hakkı, niteliği itibarıyla şahsa sıkı sıkıya bağlı bir haktır. Ayırt etme gücü olmayan küçük adına bu hakkı kullanacak olan kişi kanuni temsilcisidir. CMK uyarınca görevlendirilen vekilin görevi, mağdura hukuki yardım sağlamaktır ve yetkileri, asil olan kanuni temsilcinin yetkilerini aşamaz. Dolayısıyla, kanuni temsilci davaya katılmak istemiyorsa veya verilen hükme karşı kanun yoluna başvurmayı arzu etmiyorsa, baro tarafından atanan vekil, kanuni temsilcinin bu açık veya zımni arzusuna aykırı olarak tek başına kanun yoluna başvuramaz. Vekilin bu yetkiyi kullanabilmesi, ancak kanuni temsilcinin davaya katılmış olmasına ve kanun yoluna başvurma iradesine aykırı hareket etmemesine bağlıdır.