4857 sayılı İş Kanunu’nun 3. maddesi uyarınca iş müfettişi raporuyla tespit edilen muvazaalı alt işverenlik ilişkisine karşı açılan davanın temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay Özel Dairesi tarafından verilen bozma kararının hukuki niteliği nedir? İlk Derece Mahkemesi bu karara karşı direnebilir mi? Anayasa Mahkemesi'nin bu konudaki yaklaşımını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #150758

4857 sayılı İş Kanunu’nun 3. maddesinin ikinci fıkrası, 'Mahkemece verilen kararın temyizi halinde Yargıtay altı ay içinde kesin olarak karar verir.' hükmünü amirdir. Bu hüküm uyarınca, Yargıtay Özel Dairesi'nin muvazaa tespitine ilişkin davalarda verdiği kararlar kesindir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2023/9-311 E., 2024/69 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, bu kesinlik, İlk Derece Mahkemesi'nin bu karara karşı direnme hakkının bulunmadığı anlamına gelir. Dolayısıyla, mahkeme bu kesin nitelikteki bozma kararına uymak zorundadır; önceki kararında direnmesi usul ve yasaya aykırıdır. Anayasa Mahkemesi de 08.04.2015 tarihli ve 2013/1015 E. sayılı kararında, Yargıtay'ın bu tür davalarda işin esasına girerek kesin karar vermesinin yargılamayı hızlandırma amacına yönelik olduğunu ve tek başına adil yargılanma hakkını ihlal etmediğini belirtmiştir. Bu nedenle, İlk Derece Mahkemesi'nin direnme kararı vermesi mümkün değildir ve Yargıtay tarafından bozulur.