İş kazası tazminat davalarında 'ıslahla artırılan miktar' için zamanaşımı defi ileri sürüldüğünde, mahkeme bu def'i nasıl değerlendirmelidir? Zararın 'değişen ve gelişen bir durumdan' kaynaklanıp kaynaklanmamasının zamanaşımının başlangıcına etkisi nedir?
İş kazası tazminat davalarında, dava dilekçesinde talep edilen miktarın sonradan ıslah ile artırılması mümkündür. Davalı taraf, ıslah dilekçesine karşı süresi içinde zamanaşımı def'inde bulunursa, mahkeme ıslahla artırılan kısmın zamanaşımına uğrayıp uğramadığını incelemek zorundadır. Zamanaşımının başlangıç tarihi, kural olarak zararın ve sorumlunun öğrenildiği tarihtir. İş kazalarında bu tarih, genellikle işçinin maluliyet oranının kesinleştiği rapordur. Ancak, Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin 2018/5373 E. sayılı kararında belirtildiği gibi, eğer maluliyet oranındaki bir artış, sonradan ortaya çıkan 'değişen ve gelişen bir durumdan' (örneğin, yaralanmanın kötüleşmesi) kaynaklanıyorsa, bu yeni durum için zamanaşımı, bu yeni zararın öğrenildiği tarihten itibaren başlar ve ıslah geçerli olabilir. Fakat, ilk raporla sonraki rapor arasındaki maluliyet farkı, sadece ilk tespitin eksik veya hatalı olmasından kaynaklanıyorsa, yani 'değişen ve gelişen bir durum' yoksa, tüm zarar olay tarihinde öğrenilmiş sayılır. Bu durumda, olay tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra yapılan ıslaha karşı ileri sürülen zamanaşımı def'i kabul edilir ve ıslahla artırılan kısım reddedilir.