TCK m. 26/2'de düzenlenen 'ilgilinin rızası' bir hukuka uygunluk nedeni olarak hangi şartlarda geçerli olur? Özellikle rızanın konusu olan hak ve rızayı açıklayan kişinin ehliyeti açısından aranan koşulları belirtiniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #150668

TCK m. 26/2'ye göre ilgilinin rızasının bir hukuka uygunluk nedeni olarak kabul edilebilmesi için şu şartların bir arada bulunması gerekir: 1. **Rızanın, kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakka ilişkin olması:** Kişi, ancak kendi şahsi ve malvarlığına ilişkin, kamu düzenini veya üçüncü kişilerin haklarını ilgilirmeyen hakları üzerinde tasarrufta bulunabilir. Örneğin, yaşam hakkı gibi mutlak surette tasarruf edilemeyen bir hakka ilişkin rıza (ötanazi gibi) geçerli değildir. Ancak malvarlığına yönelik (örneğin hırsızlık suçunda malın alınmasına rıza gösterme) veya vücut dokunulmazlığına yönelik (tıbbi müdahale, dövme yapılması gibi) belirli sınırlardaki rızalar geçerlidir. 2. **İlgili kişinin rıza açıklamaya ehil olması:** Rızayı açıklayan kişinin, rıza gösterdiği fiilin anlam ve sonuçlarını algılayabilecek zihinsel olgunlukta (ayırt etme gücüne sahip) olması gerekir. Ceza hukukunda ehliyet, her suç tipi için ayrıca değerlendirilir. Örneğin, cinsel suçlarda TCK m. 103 ve 104, 15 yaşından küçük mağdurun rızasını hukuken geçersiz saymıştır. Dolayısıyla 14 yaşındaki bir çocuğun cinsel ilişkiye rıza göstermesi, fiili hukuka uygun hale getirmez. (YCGK-Karar : 2017/181)