TCK m. 167/1'de sayılan şahsi cezasızlık halleri ile TCK m. 167/2'de sayılan cezadan indirim yapılmasını gerektiren haller arasındaki temel ayrımın altında yatan sosyolojik ve hukuki mantık nedir?
Bu ayrımın altında, kanun koyucunun akrabalık ilişkisinin yakınlık derecesi ve aile birliğinin yoğunluğuna atfettiği önem yatmaktadır. TCK m. 167/1'de sayılan haller (eş, üstsoy-altsoy, aynı konutta yaşayan kardeş), en yakın aile bağlarını ve en yoğun fiili yaşam birliğini ifade eder. Bu durumlarda, malvarlıklarının fiilen iç içe geçtiği ve aile içi bir meselenin ceza hukukuna taşınmasının aile birliğine daha büyük zarar vereceği düşüncesiyle tam bir cezasızlık öngörülmüştür. TCK m. 167/2'deki haller (ayrı yaşayan kardeş, amca, dayı, kayın hısımı vb.) ise daha uzak akrabalık ilişkileridir. Bu durumlarda aile bağları korunmakla birlikte, malvarlığı ayrılığı daha belirgin olduğu için tam cezasızlık yerine, şikayet şartı ve ceza indirimi ile daha dengeli bir çözüm benimsenmiştir. (Kaynak: Şahsi Cezasızlık Sebepleri TCK 167)