5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 31. maddesi uyarınca, adli olaylarda meydana gelen bir ölüm olayını nüfus müdürlüğüne bildirme yükümlülüğü kime aittir? Bir trafik kazasında ölen kişinin kimliğinin soruşturma aşamasında tespit edilememesi ve sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı verilmesi, Cumhuriyet Savcılığının bu bildirim yükümlülüğünü ortadan kaldırır mı? Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin 2009/7816 K. sayılı kararı bu konuda ne yönde bir çözüm getirmiştir?
5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 31. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendi uyarınca, 'adli olaylarda ve kazalarda meydana gelen ölüm olaylarını' nüfus müdürlüklerine veya Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü'ne bildirme yükümlülüğü, olaya el koyan 'Cumhuriyet Savcılıklarına' aittir. Ölen kişinin kimliğinin tespit edilememesi ve sanık hakkında HAGB kararı verilmesi, Cumhuriyet Savcılığının bu yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin 01.07.2009 tarihli ve 2009/8701 E., 2009/7816 K. sayılı kararı, bu durumu net bir şekilde açıklamıştır. Kararın temel gerekçeleri şunlardır: 1. Bildirim Yükümlülüğünün Devamı: Cumhuriyet Savcılığının nüfusa bildirim yükümlülüğü, soruşturmanın bir parçasıdır ve kamu düzenindendir. Soruşturma aşamasında, o anki şartlar nedeniyle ölenin kimliğinin tespit edilememiş olması, bu yasal yükümlülüğü ortadan kaldırmaz. Bu, kişilerin ihtiyarına bırakılabilecek bir mesele değildir. Savcılık, kimlik tespiti için gerekli tüm işlemleri yapmakla yükümlüdür. 2. Kovuşturmanın Sonuçlanmamış Olması: Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı, CMK m. 231 uyarınca davayı nihai olarak sona erdiren bir karar değildir. Kovuşturma, denetim süresi boyunca hukuken devam etmektedir. Dolayısıyla, mahkemenin HAGB kararı vermiş olması, 'kovuşturma aşamasının sona erdiği' anlamına gelmez. Bu durumda, Cumhuriyet Başsavcılığının ölüm olayını ve ölenin kimliğini bildirme yükümlülüğü de devam etmektedir. 3. Kimlik Tespiti İçin İşlem Yapma Yetkisi: Ölenin kimliğinin tespiti, devam eden bu adli sürecin bir parçasıdır. Yargıtay kararında da belirtildiği gibi, sonradan ortaya çıkan yakınların talebi üzerine, ölenin kimliğinin tespiti amacıyla moleküler genetik inceleme (DNA karşılaştırması) yapılması için CMK m. 79 uyarınca hakimden karar istenmesi, savcılığın görevi ve yetkisi dahilindedir. Sulh Ceza Hakimliğinin 'kovuşturma sona erdi' gerekçesiyle bu talebi reddetmesi hukuka aykırıdır. 4. Yakınların Hakları: Ölenin kimliğinin tespiti, sadece nüfus kaydının düzeltilmesi için değil, aynı zamanda yakınlarının HAGB kararına itiraz etme veya diğer kanun yollarına başvurma gibi hukuki haklarını kullanabilmeleri açısından da zorunludur. Sonuç olarak Yargıtay, HAGB kararına rağmen kovuşturmanın hukuken devam ettiğini ve savcılığın kimlik tespiti ile nüfusa bildirim yükümlülüğünün sürdüğünü kabul etmiştir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/cmk-madde-79-hakimin-karari-ve-inceleme-yapilmasi.html)