Danıştay 6. Dairesi'nin 2008/13112 E. sayılı kararında, idare mahkemesi kararının 'makale veya eser biçiminde' yazılamayacağı ve 'belli kişilerin düşünce veya eserlerine atıf yapılmasının' kararları tartışmaya açık hale getireceği belirtilerek bozulmasının, İYUK m. 24 ve Anayasa m. 138'de düzenlenen hangi ilkelere dayandığını açıklayınız.
Danıştay 6. Dairesi'nin 2008/13112 E., 2010/9098 K. sayılı kararında, idare mahkemesi kararının bozulması, temel olarak İYUK m. 24'te düzenlenen 'kararlarda bulunacak hususlar' ile Anayasa m. 138'de düzenlenen 'mahkemelerin bağımsızlığı' ve 'hakimin vicdani kanaati' ilkelerine dayanmaktadır. 1. İYUK m. 24 ve Gerekçe İlkesi: İYUK m. 24, mahkeme kararlarının nasıl yazılması gerektiğini düzenler. Maddenin (e) bendi, kararın 'dayandığı hukuki sebepler ile gerekçesi ve hüküm' unsurunu içermesi gerektiğini belirtir. Bu, hakimin, dosyadaki delilleri ve ilgili mevzuatı bizzat değerlendirerek, kendi hukuki analiz ve çıkarımlarıyla bir sonuca ulaşması ve bu süreci kararında açıkça göstermesi gerektiği anlamına gelir. Bir kararın gerekçesini, başkalarının eserlerinden yapılan uzun alıntılar veya dipnotlarla oluşturmak, hakimin kendi özgün gerekçesini ortaya koymadığı, başkasının düşüncesini mekanik olarak benimsediği izlenimini yaratır. Bu durum, İYUK m. 24'ün ruhuna aykırıdır. 2. Anayasa m. 138, Mahkemelerin Bağımsızlığı ve Vicdani Kanaat: Anayasa'nın 138. maddesi, 'Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler' der. Bir mahkeme kararının, belli bir akademisyenin veya yazarın eserine yoğun bir şekilde atıf yapılarak ve dipnotlarla desteklenerek 'makale formatında' yazılması, hakimin kararını kendi 'vicdani kanaatine' göre değil de, atıf yaptığı kişinin 'subjektif düşüncelerine' dayalı olarak verdiği algısı yaratabilir. Danıştay'ın vurguladığı gibi, bu durum 'kararları tartışmaya açık hale getirir' ve hakimin tarafsızlığı ve objektifliği konusunda şüphe uyandırabilir. Yargı kararı, akademik bir çalışma değil, somut bir uyuşmazlığı hukuka ve dosyadaki delillere göre çözen, bağlayıcı bir metindir. Bu nedenle, gerekçenin hakimin kendi zihinsel ürünü olması ve bu bağımsızlığı yansıtması gerekir. Sonuç olarak Danıştay, mahkeme kararının şekil ve içerik olarak bir 'yargı kararı' gibi değil, bir 'akademik makale' gibi yazılmasının, hem İYUK'taki usul kurallarına hem de Anayasa'daki mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimin vicdani kanaatiyle karar vermesi ilkelerine aykırı olduğuna hükmetmiştir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/iyuk-madde-24-kararlarda-bulunacak-hususlar.html)