Yüksek mahkemelerin istikrarlı içtihat oluşturma görevinin, 'hukuki belirlilik' ilkesi açısından önemini açıklayınız. Yargıtay dairelerinin, yeterli gerekçe olmaksızın, benzer hukuki uyuşmazlıklarda farklı kararlar vermesinin, Anayasa Mahkemesi'nin 'Türkan Bal' (B. No: 2013/6932) kararında adil yargılanma hakkı bağlamında nasıl değerlendirildiğini izah ediniz.
Yüksek mahkemelerin (Yargıtay, Danıştay) temel görevlerinden biri, kanunların ülke genelinde yeknesak ve istikrarlı bir şekilde uygulanmasını sağlamak, bu yolla içtihat birliği oluşturmaktır. Bu görev, 'hukuki belirlilik' ve 'hukuki güvenlik' ilkeleri açısından hayati bir önem taşır. Hukuki belirlilik, bireylerin ve kurumların, belirli bir hukuki durumda ne gibi sonuçlarla karşılaşacaklarını öngörebilmelerini gerektirir. Yüksek mahkemelerin istikrarlı içtihatları, bu öngörülebilirliği sağlar, alt derece mahkemelerine yol gösterir ve yargı sistemine olan kamusal güveni pekiştirir. Anayasa Mahkemesi'nin 'Türkan Bal' (GK, B. No: 2013/6932, 6/1/2015) kararında, Yargıtay'ın farklı dairelerinin iş hukukuna ilişkin benzer uyuşmazlıklarda, yeterli gerekçe göstermeksizin birbiriyle çelişen kararlar vermesi, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlali olarak değerlendirilmiştir. AYM'nin bu sonuca ulaşırken dayandığı temel argümanlar şunlardır: 1. Yargısal Belirsizlik ve Öngörülemezlik: AYM, birbiriyle uyuşmayan mahkeme kararlarının süregitmesinin, yargı sistemine güveni azaltarak 'yargısal bir belirsizliğe' yol açabileceğini belirtmiştir. Somut olayda, Yargıtay dairelerinin benzer davalarda farklı sonuçlara ulaşması, başvurucunun açtığı davanın sonucu hakkında öngörüde bulunmasını imkansız hale getirmiştir. Bu durum, hukuki belirlilik ilkesini zedelemiştir. 2. Gerekçe Yükümlülüğünün İhlali: Mahkemelerin, aynı konuda daha önce çıkan kararlardan farklı bir hüküm kurmaları halinde, bu farklılaşmaya ilişkin makul bir açıklama getirmeleri gerekir. 'Türkan Bal' kararında AYM, Yargıtay dairelerinin ilamlarında 'yeterli gerekçeyle desteklenmeyen farklılıkların' bulunduğunu tespit etmiştir. Gerekçesiz içtihat farklılığı, keyfilik izlenimi yaratır ve adil yargılanma hakkını ihlal eder. 3. İçtihat Farklılığını Giderici Mekanizmanın Etkisizliği: AYM, aynı yargı koluna dahil mahkemeler arasındaki derin ve süregelen içtihat farklılıklarını ortadan kaldıracak etkili bir mekanizmanın varlığının ve işletilmesinin Devletin pozitif yükümlülüğü olduğunu vurgular. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu gibi mekanizmaların bu tür çelişkileri gidermek için var olmasına rağmen, somut olayda bu mekanizmanın işletilmemesi veya etkisiz kalması da ihlalin bir parçasını oluşturur. Sonuç olarak AYM, Yargıtay daireleri arasındaki gerekçesiz ve süregelen içtihat farklılığının, başvurucu açısından hukuki belirsizliğe ve öngörülemezliğe neden olduğu, bu durumun da 'hukuki belirlilik' ilkesini ve dolayısıyla adil yargılanma hakkını ihlal ettiği sonucuna ulaşmıştır. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/“hukuki-kesinlik/belirlilik”-ilkesi-karsisinda-birbiri-ile-uyusmayan-yargi-kararlari)