Vekaletnamede yer alan 'vekalet verenin yazılı izni olmadan hiçbir surette kullanılamaz' veya benzeri bir kısıtlamanın, marka hakkına tecavüz suçunda (SMK m. 30) vekilin şikayet hakkını kullanması üzerindeki etkisini, Yargıtay 19. Ceza Dairesi'nin 2020/3269 E. sayılı kararı doğrultusunda açıklayınız. Bu durumda yapılan bir şikayetin hukuki akıbeti ne olur?
Marka hakkına tecavüz suçu (SMK m. 30), şikayete tabi bir suçtur (SMK m. 30/6). Şikayet hakkı, kural olarak marka sahibine veya onun yetkili vekiline aittir. Vekilin bu hakkı kullanabilmesi için, vekaletnamesinde bu yönde açık bir yetkisinin bulunması veya en azından bu yetkiyi kısıtlayan bir ifadenin yer almaması gerekir. Yargıtay 19. Ceza Dairesi'nin 21.12.2020 tarihli ve 2020/3269 E., 2020/20315 K. sayılı kararında ele alındığı gibi, vekaletnamede 'İşbu vekaletname ... durumun gereğine göre kullanılacaktır' veya 'vekalet verenin yazılı izni olmadan hiçbir surette kullanılamaz' gibi bir kısıtlama bulunması, vekilin şikayet hakkını tek başına ve doğrudan kullanmasını engeller. Bu tür bir kısıtlama, vekalet yetkisini 'şarta bağlı' hale getirir. Vekilin, şikayette bulunabilmesi için, vekalet veren marka sahibinden şikayet tarihini kapsayacak şekilde, o somut olayla ilgili şikayette bulunabileceğine dair yazılı bir izin (mektup, faks, e-posta vb.) almış olması ve bunu soruşturma dosyasına sunması gerekir. Hukuki Akıbet: Eğer vekil, vekaletnamesindeki bu kısıtlamaya rağmen ayrıca bir yazılı izin almaksızın şikayette bulunursa, bu şikayet 'yetkisiz' bir kişi tarafından yapılmış sayılır ve hukuken geçersizdir. Şikayet, bir dava (kovuşturma) şartı olduğundan, geçerli bir şikayet yokluğu, soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısının 'kovuşturmaya yer olmadığına dair karar' (KYOK) vermesini gerektirir. Eğer bu eksikliğe rağmen dava açılmışsa, kovuşturma aşamasında mahkeme, bu durumu fark ettiğinde, şikayet yokluğu nedeniyle CMK m. 223/8 uyarınca 'davanın düşmesine' karar vermelidir. Yargıtay'ın anılan kararında da, vekilin kısıtlayıcı hükme rağmen kendilerine verilmiş izin belgesini dosyaya sunamadığı anlaşıldığından, 'sanık hakkında usulüne uygun ve geçerli bir şikayet bulunmadığı gözetilmeden davanın düşürülmesine karar verilmesi gerekirken' mahkumiyet hükmü kurulması bozma nedeni yapılmıştır. Bu durum, şikayet hakkının kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak olmasının ve temsil yetkisinin sınırlarının katı bir şekilde yorumlanmasının bir sonucudur. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/marka-hakkina-tecavuz-sucunda-sikayet-hakki-kime-aittir)