TCK m. 233/1'de düzenlenen 'Aile hukukundan doğan yükümlülüğün ihlali' suçu ile TCK m. 97'de düzenlenen 'Terk' suçu arasındaki temel ayrım noktası nedir? Bir eşin, hasta olan diğer eşin bakım ve destek yükümlülüğünü yerine getirmemesi, ancak evi terk etmemesi hangi suçu oluşturur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #149891

TCK m. 233/1'de düzenlenen 'Aile hukukundan doğan yükümlülüğün ihlali' suçu ile TCK m. 97'de düzenlenen 'Terk' suçu, aile bireylerine karşı işlenen ihmali suçlar olmaları bakımından benzerlik gösterse de, aralarında suçun işleniş biçimi açısından temel bir fark vardır. - Terk Suçu (TCK m. 97): Bu suçun oluşabilmesi için failin, üzerinde hukuki bir koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunan mağduru (yaşlı, hasta veya çocuk gibi) 'kendi haline terk etmesi' gerekir. Buradaki 'terk etme' fiili, mağdur ile fail arasındaki fiili ve mekansal bağın koparılması, mağdurun kaderine bırakılması anlamına gelir. Örneğin, hasta eşini evde yalnız bırakıp evi terk etmek veya küçük çocuğunu bir sokağa bırakıp gitmek gibi eylemler terk suçunu oluşturur. Suçun maddi unsuru, aktif bir 'terk' eylemidir. - Aile Hukukundan Doğan Yükümlülüğün İhlali Suçu (TCK m. 233/1): Bu suç, Medeni Kanun'dan kaynaklanan bakım, eğitim veya destek olma yükümlülüklerinin 'yerine getirilmemesi' şeklinde pasif bir ihmali davranışla işlenir. Bu suçun oluşumu için failin mağduru fiziksel olarak terk etmesi şart değildir. Fail, mağdur ile aynı çatı altında yaşamaya devam ederken bile bu yükümlülüklerini ihmal edebilir. Örneğin, aynı evde yaşadığı hasta eşinin ilaçlarını almamak, yemeğini vermemek, onu sosyal ve duygusal olarak yalnız bırakmak, çocuğunun okul masraflarını karşılamamak gibi eylemler bu suçu oluşturur. Burada kritik olan, 'terk' fiilinin değil, 'yükümlülüğün ihmal edilmesi' fiilinin varlığıdır. Temel Ayrım Noktası: İki suç arasındaki temel ayrım noktası, failin mağduru fiziksel olarak 'terk edip etmediğidir'. Eğer fail, mağdurla fiziki birlikteliğini sonlandırarak onu kaderine bırakıyorsa 'terk suçu'; fiziki birliktelik devam ederken kanuni yükümlülüklerini yerine getirmiyorsa 'aile hukukundan doğan yükümlülüğün ihlali suçu' oluşur. Sorudaki örneğe göre, bir eşin hasta olan diğer eşin bakım ve destek yükümlülüğünü yerine getirmemesi, ancak evi terk etmeyip aynı evde yaşamaya devam etmesi, TCK m. 233/1'de tanımlanan 'aile hukukundan doğan yükümlülüğün ihlali' suçunu oluşturur. Çünkü burada bir 'terk' eylemi değil, 'bakım ve destek olma yükümlülüğünün' ihmal edilmesi söz konusudur ve bu suç, mağdurun şikayeti üzerine soruşturulur. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/aile-hukukundan-dogan-yukumlulugun-ihlali-sucu-cezasi/, barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/yardim-ve-bildirim-yukumlulugunun-yerine-getirilmemesi-ihmali-sucu-cezasi.html)