Tapu tahsis belgesinin mülkiyet belgesi olmadığı, sadece fiili kullanmayı belirleyen bir zilyetlik belgesi olduğu yönündeki yerleşik içtihat göz önüne alındığında, bu belgenin alınması sırasında ödenen bedelin, belgenin tapuya dönüştürülememesi halinde sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iadesi talebiyle açılan bir davada, mahkemenin bu bedeli 'sunulan belli bir hizmetin karşılığı' olarak niteleyerek davayı reddetmesi, Anayasa Mahkemesi'nin 'Halime Er Başvurusu' (2019/10308) kararında hangi temel hak ihlali olarak değerlendirilmiştir? AYM'nin bu sonuca ulaşırken dayandığı temel gerekçeleri açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #149880

Anayasa Mahkemesi, 'Halime Er Başvurusu' (2019/10308) kararında, mahkemenin tapu tahsis belgesi için ödenen bedelin iadesi talebini 'sunulan belli bir hizmetin karşılığı' olarak niteleyerek reddetmesini, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki 'gerekçeli karar hakkının' ihlali olarak değerlendirmiştir. AYM'nin bu sonuca ulaşırken dayandığı temel gerekçeler şunlardır: 1. Davanın Esaslı İddiasının Karşılanmaması: Başvurucu, ödenen bedelin arsa bedeline mahsuben ödendiğini, ancak tapu verilmediği ve taşınmazı da fiilen kullanamadığı için bu ödemenin sebepsiz zenginleşme teşkil ettiğini iddia etmiştir. Mahkeme ise, bu bedelin 'hizmet bedeli' olduğuna dair soyut bir gerekçeye dayanmış, ancak bu nitelemenin dayanağını somut olarak ortaya koymamıştır. Özellikle, tapu tahsis belgesinin düzenlenmesinden önce de başka bir ödemenin yapılmış olması ve iadesi istenen bedelin belgenin düzenlenmesinden sonra ödenmiş olması, bu bedelin 'hizmet bedeli' değil, 'arsa bedeli' olabileceği yönündeki iddiayı güçlendirmektedir. Mahkeme, davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki bu temel iddiayı ilgili ve yeterli bir gerekçe ile karşılamamıştır. 2. Yetersiz ve Çelişkili Gerekçe: Mahkemenin 'sunulan belli bir hizmetin karşılığı' şeklindeki gerekçesi, başvurucunun somut iddiaları ve dosyadaki makbuzlar karşısında yetersiz kalmıştır. Mahkeme, ödemenin niteliğini (hizmet bedeli mi, arsa bedeli mi) derinlemesine araştırmadan ve tartışmadan, soyut bir kabul ile sonuca gitmiştir. Bu durum, kararın gerekçesinin keyfi veya bariz bir takdir hatası içermese de, ilgili ve yeterli olmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkını ihlal etmektedir. 3. Adil Yargılanma Hakkının Güvencesi: Gerekçeli karar hakkı, tarafların iddialarının kurallara uygun biçimde incelenip incelenmediğini bilmelerini ve yargı kararlarına güven duymalarını sağlar. Somut olayda mahkemenin, uyuşmazlığın esasına etkili olan iddiayı cevapsız bırakması, bu güveni zedelemiş ve adil yargılanma hakkının güvencelerinden birini ortadan kaldırmıştır. Sonuç olarak AYM, mahkemenin kararının yeterli gerekçe içermediği, başvurucunun esasa ilişkin iddialarını karşılamadığı ve bu nedenle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği kanaatine varmıştır. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/tapu-tahsis-belgesi-bedelinin-iadesi/)