Silahlı terör örgütüne yardım etme suçunda (TCK m. 220/7 delaletiyle m. 314) 'cebir ve tehdit'in (TCK m. 28) bir hukuka uygunluk nedeni olarak kabul edilip edilemeyeceğini, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2018/437 E., 2019/203 K. sayılı kararı çerçevesinde tartışınız. Mahkemenin, tehdidin varlığını kabul etmesine rağmen sanığı mahkum etmesinin hukuki gerekçesi ne olabilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #149879

TCK m. 28, 'karşı koyamayacağı veya kurtulamayacağı cebir ve şiddet veya muhakkak ve ağır bir korkutma veya tehdit sonucu suç işleyen kimseye ceza verilmez' hükmünü içermektedir. Bu madde, iradeyi ortadan kaldıran bir zorlama durumunu düzenler ve kusurluluğu ortadan kaldıran bir sebep olarak kabul edilir. Silahlı terör örgütüne yardım etme suçunda, failin bu yardımı örgüt mensuplarının tehdidi altında yaptığını savunması sıkça karşılaşılan bir durumdur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2018/437 E., 2019/203 K. sayılı kararında bu konu detaylı olarak incelenmiştir. Karara konu olayda sanık, evine gelen silahlı örgüt mensuplarının tehdidi üzerine onlara erzak ve malzeme temin etmiştir. Yargıtay, bu tür bir savunmanın kabulü için tehdidin 'karşı konulamaz ve kurtulunamaz' nitelikte, 'muhakkak ve ağır' olması gerektiğini vurgulamıştır. Bu değerlendirme yapılırken, tehdidin gerçekleştiği zaman ve yer, yarattığı korkutucu etki, failin bu etkiden kurtulma olanağının olup olmadığı ve tehdidin etkisinin fiilin işlenme anına kadar devam edip etmediği gibi hususlar dikkate alınmalıdır. Söz konusu YCGK kararında, sanığın tehdit edildikten sonra evinden ayrılıp ilçe merkezine gittiği, malzemeleri satın aldığı ve bir gün sonra teslim ettiği belirtilmiştir. Kurul, sanığın bu bir günlük süre zarfında güvenlik güçlerine haber verme, ihbarda bulunma ve örgüt mensuplarını yakalatma olanağına sahip olduğunu, dolayısıyla tehdidin 'ağırlığını ve korkutucu etkisini kaybettiğini' ve sanığın 'bu tehdidin etkisinden geçici süreyle de olsa kurtulduğunu' kabul etmiştir. Bu nedenle, maruz kalınan tehdidin, örgüte yardım etme kastını ortadan kaldıracak, TCK m. 28 anlamında 'karşı konulamaz' ve 'muhakkak' bir nitelik taşımadığı sonucuna varmıştır. Özetle, mahkemenin tehdidin varlığını kabul etmesine rağmen sanığı mahkum etmesinin hukuki gerekçesi, tehdidin TCK m. 28'de aranan nitelikleri (ağırlık, muhakkaklık, karşı konulamazlık) taşımaması ve failin, tehdidin etkisinden kurtulup hukuka uygun davranma imkanına sahip olduğu halde suç işlemeyi tercih etmesidir. Bu durumda, tehdit ancak cezanın bireyselleştirilmesinde (TCK m. 61) bir takdiri indirim nedeni olarak dikkate alınabilir, ancak kusurluluğu tamamen ortadan kaldırmaz. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/silahli-teror-orgutune-yardim-etme-sucu/)