5237 sayılı TCK'nın 98. maddesinde düzenlenen 'yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi' suçunun maddi ve manevi unsurlarını açıklayınız. Failin, mağdurun yardıma muhtaç hale gelmesine kendi hareketiyle neden olduğu durumlarda bu suçtan sorumlu tutulup tutulamayacağını, Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2016/615 K. sayılı kararına da atıfta bulunarak tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #149876

TCK m. 98'de düzenlenen 'yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi' suçu, ihmali bir tehlike suçudur. Maddi Unsur: Suçun maddi unsuru, 'yaşı, hastalığı veya yaralanması dolayısıyla ya da başka herhangi bir nedenle kendini idare edemeyecek durumda olan bir kimseye hal ve koşulların elverdiği ölçüde yardım etmemek' veya 'durumu derhal ilgili makamlara bildirmemek' şeklindeki iki seçimlik ihmali hareketten birinin gerçekleştirilmesidir. Failin kendisini veya başkasını tehlikeye atmayacak şekilde, imkanları ölçüsünde yardım etmesi beklenir. Yardım mümkün değilse veya yetersiz kalacaksa, durumu derhal yetkili makamlara (polis, jandarma, sağlık birimleri vb.) bildirme yükümlülüğü doğar. Bir başkasının zaten yardım veya bildirimde bulunmuş olması, failin sorumluluğunu ortadan kaldırır. Manevi Unsur: Suç, kasten işlenebilir. Fail, mağdurun kendini idare edemeyecek durumda olduğunu, yardım veya bildirimde bulunduğu takdirde tehlikenin ortadan kaldırılabileceğini bilecek ve buna rağmen bu yükümlülükleri yerine getirmemeyi isteyecektir (doğrudan veya olası kast). TCK m. 98/2'de düzenlenen neticesi sebebiyle ağırlaşmış halde (mağdurun ölmesi) ise failin bu ağır sonuçtan sorumlu tutulabilmesi için en azından taksirle hareket etmesi gerekir (TCK m. 23). Failin Sorumluluğu: Kural olarak, bu suçun faili olaya sebebiyet veren kişi dışındaki herkestir. Mağdurun yardıma muhtaç hale gelmesine kasten veya taksirle neden olan kişi, zaten asıl fiilinden (örn: kasten yaralama, taksirle yaralama) sorumlu tutulacağı için ayrıca TCK m. 98'den cezalandırılmaz. Zira bu durumda failin neticeyi önleme konusunda hukuki bir yükümlülüğü (garantörlüğü) doğar ve bu yükümlülüğe aykırı davranması, işlediği asıl suçun (örn: kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi - TCK m. 83) bir parçası olarak değerlendirilir. Nitekim Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin K.2016/615 sayılı kararında da belirtildiği gibi, öngelen tehlikeli durum nedeniyle mağdurun kendini idare edemeyecek duruma gelmesine fail neden olmuşsa, örneğin ölüm gerçekleşmişse, failin TCK m. 83'te tanımlanan ihmal suretiyle kasten öldürme suçundan sorumlu tutulması gerekir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/yardim-ve-bildirim-yukumlulugunun-yerine-getirilmemesi-ihmali-sucu-cezasi.html)