Ceza zamanaşımının kesilmesi (TCK m. 71) ile dava zamanaşımının kesilmesi (TCK m. 67) arasındaki temel farkları açıklayınız. TCK m. 71 uyarınca 'usule uygun tebligat' ile ceza zamanaşımının kesilmesi durumunda, aynı hükümde yer alan birden fazla cezadan (örneğin hapis ve adli para cezası) sadece birine ilişkin yapılan tebligatın, diğer cezanın zamanaşımını da kesip kesmeyeceğini 'kanunilik' ilkesi bağlamında tartışınız.
Dava zamanaşımı (TCK m. 66-67), suç işlendikten sonra kanunda belirtilen süreler içinde kamu davası açılmamışsa veya açılmasına rağmen sonuçlandırılmamışsa davayı düşüren bir sebeptir. Ceza zamanaşımı (TCK m. 68-71) ise, mahkumiyet hükmü kesinleştikten sonra kanundaki süreler içinde cezanın infaz edilmemesi halinde infazı ortadan kaldıran bir sebeptir. Temel farklar şunlardır: 1) Dava zamanaşımında hem durma hem kesilme kurumları varken, ceza zamanaşımında sadece kesilme vardır. 2) Dava zamanaşımı kesildiğinde en fazla yarı oranında uzarken (TCK m. 67/4), ceza zamanaşımı kesildiğinde süre yeniden ve tam olarak işlemeye başlar. TCK m. 71'e göre ceza zamanaşımını kesen sebeplerden biri 'mahkumiyet hükmünün infazı için yetkili merci tarafından hükümlüye usule uygun tebligat' yapılmasıdır. Bir hükümde hem hapis hem de adli para cezası bulunması ve sadece adli para cezasının infazı için tebligat yapılması durumunda, bu tebligatın hapis cezasının zamanaşımını da kesip kesmeyeceği tartışmalıdır. Bir görüşe göre, mahkumiyet kararı bir bütündür ve bir ceza için yapılan tebligat, diğerinin zamanaşımını da keser. Ancak bu görüş 'kanunilik' (TCK m. 2, Anayasa m. 38) ilkesiyle çelişir. Kanunilik ilkesi, suç ve cezaların, ceza sorumluluğunu genişleten veya daraltan tüm kuralların kanunda açıkça yazılı olmasını gerektirir ve kıyas yasağını içerir. TCK m. 71'de, bir ceza için yapılan tebligatın aynı hükümdeki diğer cezaya sirayet edeceğine dair açık bir hüküm yoktur. Tebligatın amacı, kişiyi infaz edilecek ceza hakkında bilgilendirmektir. Sadece adli para cezasını içeren bir tebligatın, içeriğinde yer almayan hapis cezasının zamanaşımını da kestiğini kabul etmek, kıyas yoluyla aleyhe bir sonuç yaratmak olur. Bu durum, tebligatın usule uygunluğunu düzenleyen CMK m. 37 ve Tebligat Kanunu'nun ruhuna ve kişinin haklarını korumayı amaçlayan Anayasa m. 40'a da aykırıdır. Dolayısıyla, her ceza için ayrı ayrı zamanaşımı kesme nedenlerinin gerçekleşmesi gerekir. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/tebligatla-ceza-zamanasiminin-kesilmesi)