765 sayılı TCK'da 'tevkif müzekkeresi'nin dava zamanaşımını kesen bir neden olarak sayılmasına karşın, 5271 sayılı CMK'nın 94. maddesi (6526 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önceki haliyle) uyarınca verilen 'sevk tutuklaması' kararının, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2014/478 E. sayılı kararına göre TCK m. 67/2-b anlamında dava zamanaşımını kesen bir 'tutuklama kararı' olarak kabul edilmemesinin hukuki gerekçesi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #149841

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2014/478 E., 2016/347 K. sayılı kararına göre, 6526 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki CMK m. 94 uyarınca verilen 'sevk tutuklaması' kararı, TCK m. 67/2-b'de belirtilen ve dava zamanaşımını kesen bir 'tutuklama kararı' niteliğinde değildir. Bu sonuca ulaşılmasının hukuki gerekçesi, bu iki tür tutuklama kararının niteliği, amacı ve tabi olduğu usul arasındaki temel farklardır: 1. 'Tutuklama Kararı' (CMK m. 100-101): TCK m. 67/2-b'de kastedilen ve dava zamanaşımını kesen 'tutuklama kararı', CMK m. 100 ve 101'de düzenlenen esasa ilişkin bir koruma tedbiridir. Bu kararın verilebilmesi için; - Kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin varlığı, - Kaçma, delilleri karartma gibi bir tutuklama nedeninin bulunması, - İşin önemi ve beklenen ceza ile orantılı olması gibi maddi şartların, kararı veren hakim (soruşturmada Sulh Ceza Hakimi, kovuşturmada mahkeme) tarafından dosya üzerinden incelenerek değerlendirilmesi gerekir. Bu karar, davanın esasıyla doğrudan ilgili, maddi bir değerlendirme içeren bir karardır. 2. 'Sevk Tutuklaması' (Eski CMK m. 94): Bu kurum, yakalama emri üzerine yakalanan bir şüpheli/sanığın, 24 saat içinde yetkili hakim veya mahkeme önüne çıkarılamadığı durumlarda, en yakın sulh ceza hakimi önüne çıkarılmasını ve serbest bırakılmadığı takdirde, 'yetkili hakim veya mahkemeye en kısa zamanda gönderilmek üzere' tutuklanmasını öngörüyordu. Bu tutuklamanın özellikleri şunlardır: - Amaç: Kişinin kaçmasını engelleyerek, yargılamayı yapacak olan asıl mahkemeye sevkini sağlamaktır. Yani, adli bir 'nakil' ve 'muhafaza altına alma' tedbiridir. - Niteliği: Kararı veren sulh ceza hakiminin önünde davanın dosyası yoktur. Hakim, CMK m. 100'deki maddi şartları (kuvvetli şüphe, tutuklama nedeni vb.) değerlendiremez. Yalnızca yakalama emrindeki bilgilerin yakalanan kişiye uyup uymadığını kontrol ederek şekli bir karar verir. - Esasa Etkisi: Davanın esasıyla bir ilgisi yoktur. Zamanaşımını kesen işlemler ise, yargılamayı ileri götüren, esasa ilişkin işlemlerdir. Sonuç olarak YCGK, 'sevk tutuklamasının', CMK m. 101 anlamında davanın esasına ilişkin bir değerlendirme içermeyen, sadece kişinin yetkili mahkemeye gönderilmesini temin eden idari ve şekli bir tedbir olduğu, bu nedenle de yargılamayı esastan ileri götüren ve zamanaşımını kesme niteliği taşıyan bir 'tutuklama kararı' sayılamayacağı sonucuna varmıştır. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/dava-zamanasimini-kesen-neden-tutuklama/)