TCK m. 159'da düzenlenen 'bir hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla dolandırıcılık' suçunun, TCK m. 157'deki temel dolandırıcılık suçundan farklarını (unsurlar, ceza ve kovuşturma şartı) açıklayınız. Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 2013/867 E. sayılı kararında belirtildiği gibi, sanığın eyleminin hukuken geçerli bir alacağı tahsile yönelik olup olmadığının tespiti için mahkemenin ne gibi bir araştırma yapması gerektiğini izah ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #149836

TCK m. 159'da düzenlenen nitelikli hal, dolandırıcılık suçunun daha az cezayı gerektiren özel bir şeklidir. TCK m. 157'deki temel dolandırıcılık suçundan temel farkları şunlardır: 1. Unsur Farkı (Amaç): Temel dolandırıcılık suçunda fail, hileli davranışlarla bir başkasını aldatarak kendisine veya başkasına 'haksız bir yarar' sağlamayı amaçlar. TCK m. 159'da ise fail, hileli davranışları 'bir hukuki ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacıyla' işlemektedir. Buradaki kritik fark, failin amacının 'haksız' bir menfaat elde etmek değil, zaten 'haklı' olduğuna inandığı bir alacağı tahsil etmektir. Ancak bu amacı gerçekleştirmek için kullandığı yol (hile) hukuka aykırıdır. 2. Kovuşturma Şartı: TCK m. 157'deki temel dolandırıcılık suçu re'sen soruşturulurken, TCK m. 159 kapsamındaki suçun soruşturulması ve kovuşturulması 'şikayete' bağlıdır. Mağdurun şikayeti olmadan dava açılamaz, şikayetten vazgeçilmesi halinde ise dava düşer. 3. Ceza Farkı: TCK m. 157'de ceza 1 yıldan 5 yıla kadar hapis ve adli para cezası iken, TCK m. 159'da ceza 'altı aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası' olarak belirlenmiştir. Görüldüğü gibi hem ceza miktarı daha düşüktür hem de hapis ile adli para cezası seçimlik olarak öngörülmüştür. Mahkemenin Yapması Gereken Araştırma: Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 2013/867 E., 2014/14600 K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere, mahkeme sanığın bu nitelikli halden yararlanıp yararlanamayacağını tespit etmek için re'sen araştırma yapmalıdır. Sanığın 'alacağım vardı' şeklindeki soyut savunması yeterli değildir. Mahkeme; sanık ile mağdur arasında iddia edilen hukuki ilişkinin (örn: bir satış, hizmet, borç-alacak ilişkisi) varlığını ve sanığın gerçekten bir alacağının bulunup bulunmadığını araştırmalıdır. Bu kapsamda: - Taraflar arasında düzenlenmiş sözleşme, fatura, senet gibi belgeler istenmelidir. - Tarafların ticari defter ve kayıtları incelenebilir. - Hukuk mahkemelerinde açılmış bir alacak davası olup olmadığı sorulmalı, varsa dosyası getirtilmelidir. - Olayla ilgili tanıklar dinlenmelidir. - Gerekirse, toplanan deliller bir mali müşavir veya hukukçu bilirkişiye tevdi edilerek sanığın iddia ettiği alacağın hukuken geçerli ve mevcut olup olmadığına dair rapor alınmalıdır. Bu araştırma sonucunda sanığın gerçekten bir alacağı olduğu ve hileli eylemi bu alacağı tahsil amacıyla işlediği tespit edilirse TCK m. 159 uygulanmalı, aksi takdirde eylem TCK m. 157 veya diğer ilgili maddeler kapsamında değerlendirilmelidir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/tck-madde-159-daha-az-cezayi-gerektiren-hal.html)