TCK m. 127'de düzenlenen 'isnadın ispatı' kurumunun, hakaret suçunda (TCK m. 125) bir hukuka uygunluk nedeni olarak işlev görmesinin koşullarını açıklayınız. İsnat edilen fiilin doğruluğunun ispat edilmesinin her durumda faile ceza verilmemesi sonucunu doğurup doğurmayacağını, maddenin 1. ve 2. fıkraları arasındaki ilişkiyi de dikkate alarak izah ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #149834

TCK m. 127'de düzenlenen 'isnadın ispatı', bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat etmek suretiyle işlenen hakaret suçunda (TCK m. 125/1), isnadın doğruluğunun kanıtlanması halinde faile ceza verilmemesini sağlayan bir hukuka uygunluk nedenidir. Ancak bu hakkın kullanılabilmesi sıkı koşullara bağlanmıştır. İsnadın İspatının Koşulları (TCK m. 127/1): 1. İsnat edilen fiil, bir suç oluşturmalıdır. Yani, kişiye belirli bir suçu işlediği söylenerek hakaret edilmiş olmalıdır. 2. Bu isnadın ispatı talebinin mahkemece kabulü için iki seçenekli koşuldan birinin varlığı gerekir: a) İsnat olunan fiilin doğru olup olmadığının anlaşılmasında 'kamu yararı' bulunması, VEYA b) Şikayetçinin (hakarete uğrayan mağdurun) ispata 'razı olması'. 3. İsnadın ispatı, hakaret davasının görüldüğü mahkemede değil, isnat konusu suçla ilgili açılmış veya açılacak ceza davasında gerçekleşir. Hakaret davasına bakan mahkeme, diğer ceza davasını bekletici mesele yapar. İsnat edilen suçtan dolayı hakaret edilen kişi hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı verilirse, isnat ispatlanmış sayılır ve hakaret eden kişiye ceza verilmez. Beraat, takipsizlik veya düşme kararı verilmesi halinde ise isnat ispatlanmamış sayılır ve hakaret suçundan ceza verilir. Her Durumda Cezasızlık Sağlamaz (m. 127/1 ve m. 127/2 İlişkisi): İsnadın doğruluğunun ispatı her durumda cezasızlık sağlamaz. TCK m. 127/2, 'İspat edilmiş fiilinden söz edilerek kişiye hakaret edilmesi halinde, cezaya hükmedilir' demektedir. Bu fıkra, ilk fıkradaki kurala bir istisna ve sınırlama getirir. İlk fıkra, henüz kesinleşmemiş bir suç isnadının doğruluğunun kanıtlanması halinde cezasızlık öngörürken; ikinci fıkra, daha önce işlediği bir suçtan dolayı mahkumiyeti kesinleşmiş bir kişiye, sırf bu geçmişteki fiili yüzünden sürekli olarak hakaret edilmesini önlemeyi amaçlar. Bu durum, kişinin geçmişiyle damgalanmasını ve toplumda onuruyla yaşama hakkının ihlal edilmesini engeller. Örneğin, 'Sen zaten sabıkalı bir hırsızsın' demek, o kişinin geçmişte hırsızlıktan mahkum olduğu doğru olsa bile, TCK m. 127/2 kapsamında yine de hakaret suçunu oluşturur ve cezalandırılır. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/hakaret-ve-serefe-karsi-suclar/)