HMK m. 367/2 uyarınca, 'kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararların' kesinleşmedikçe icra edilememesi kuralını açıklayınız. Tasarrufun iptali davası (İİK m. 277 vd.) sonucunda verilen kararların bu kapsamda değerlendirilip değerlendirilemeyeceğini, Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2016/21450 E. sayılı kararı ışığında tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #149825

HMK m. 367/1, kural olarak temyizin (kanun yoluna başvurunun) kararın icrasını durdurmayacağını belirtir. Ancak, aynı maddenin 2. fıkrası bu kurala önemli istisnalar getirmiştir. Buna göre, 'kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararlar' kesinleşmeden icra edilemez. Bu düzenlemenin amacı, geri dönülmesi zor veya imkansız sonuçlar doğurabilecek, şahsın hukuki statüsünü veya bir ayni hakkın durumunu temelden değiştiren kararların icrası için hukuki sürecin tamamen sona ermesini beklemektir. Örneğin, boşanma, nesebin reddi veya bir tapu kaydının iptali ve tesciline ilişkin ilamlar kesinleşmeden uygulanamaz. Tasarrufun iptali davası (İİK m. 277 vd.), borçlunun alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla yaptığı tasarrufi işlemlerin, alacaklılar bakımından hükümsüz sayılmasını sağlayan bir davadır. Bu dava sonucunda verilen kabul kararı, tasarrufa konu malın mülkiyetini davalı üçüncü kişiden alıp borçluya geri döndürmez veya doğrudan alacaklıya vermez. Yani, ayni bir sonuç doğurmaz. Kararın amacı, İİK m. 283/1'de belirtildiği gibi, davacı alacaklıya, o mal üzerinde sanki hala borçlunun mülkiyetindeymiş gibi haciz ve satış yoluyla alacağını tahsil etme yetkisi vermektir. Bu nedenle, tasarrufun iptali davası sonucunda verilen karar, taşınmazın aynına değil, alacaklının şahsi hakkına yönelik bir sonuç doğurur. Bu doğrultuda Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2016/21450 E., 2017/3705 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, tasarrufun iptali ilamı, HMK m. 367/2 kapsamında 'taşınmazın aynına ilişkin bir karar' niteliğinde değildir. Bu karar, şahsi bir hakka ilişkindir ve bu nedenle infaz edilebilmesi için kesinleşmesi gerekmez. Alacaklı, kesinleşmeyi beklemeden bu ilama dayanarak, iptale konu malın haciz ve satışını talep edebilir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-367-temyizin-icraya-etkisi.html)