İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) kararları ışığında 'hukuki kesinlik/belirlilik' ilkesini tanımlayınız ve yüksek mahkemelerin aynı konuda birbiriyle uyuşmayan kararlar vermesinin bu ilke ve adil yargılanma hakkı üzerindeki etkilerini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #149821

'Hukuki kesinlik' (İHAM) veya 'hukuki belirlilik' (AYM) ilkesi, hukuk devletinin temel unsurlarından olup, yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve öngörülebilir olmasını, ayrıca keyfî uygulamalara karşı koruyucu önlemler içermesini ifade eder (AYM, E.2013/39, K.2013/65). Bu ilke, bireyin hangi eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın bağlandığını kanundan öğrenebilmesini ve davranışlarını buna göre düzenleyebilmesini sağlar. Bu ilke sadece yasal düzenlemeleri değil, onların uygulanma şeklini de kapsar. Yüksek mahkemelerin temel varlık sebeplerinden biri, ait oldukları yargı kolunda içtihat birliğini ve istikrarını sağlamaktır. Aynı yüksek mahkemenin farklı dairelerinin veya aynı dairenin aynı konuda, davaların içeriğinden kaynaklanmayan ve makul bir gerekçeyle açıklanmayan farklı kararlar vermesi, yargı sistemine olan güveni sarsar ve yargısal bir belirsizliğe yol açar. İHAM ve AYM, bu durumu 'hukuki belirlilik' ve dolayısıyla adil yargılanma hakkının ihlali olarak değerlendirmektedir. Değerlendirmede şu üç kriter kullanılır: 1) İçtihat farklılığı derin ve süregelen nitelikte midir? 2) Bu farklılığı ortadan kaldıracak bir mekanizma var mıdır? 3) Bu mekanizma etkili bir şekilde işletilmiş midir? (İHAM, Emel Boyraz/Türkiye; AYM, Türkan Bal). Yüksek mahkemenin, uygulamadaki belirsizlikleri gidermesi gerekirken bizzat belirsizlik kaynağı haline gelmesi, adil yargılanma hakkını (AİHS m. 6, Anayasa m. 36) ihlal eder. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/“hukuki-kesinlik/belirlilik”-ilkesi-karsisinda-birbiri-ile-uyusmayan-yargi-kararlari)