Bir ceza davasında, sanıkların, katılanlara karşı tehdit yoluyla sendikal haklarını kullanmalarını engelledikleri (TCK m. 118) iddiasıyla açılan davada, mahkemenin TCK m. 28'e (Cebir, Tehdit Altında Suç İşleme) dayanarak 'ceza verilmesine yer olmadığına' karar vermesi, Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 2017/7190 sayılı kararında neden hukuka aykırı bulunmuştur? TCK m. 28'in, suçun 'faili' ile 'mağduru' arasındaki ilişkide uygulanıp uygulanamayacağını bu karar ışığında tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #149261

Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin E: 2016/13670, K: 2017/7190 sayılı kararında, mahkemenin TCK m. 28'e dayanarak 'ceza verilmesine yer olmadığına' karar vermesi, bu maddenin olayla tamamen ilgisiz ve yanlış uygulanması nedeniyle hukuka aykırı bulunmuştur. TCK m. 28'in, suçun faili ile mağduru arasındaki ilişkide uygulanması mümkün değildir. Bu durumun hukuki açıklaması şöyledir: 1) TCK m. 28'in Uygulanma Mantığı: TCK m. 28, bir kişinin, üçüncü bir kişi tarafından uygulanan 'karşı koyamayacağı bir cebir veya ağır bir tehdit' altında, iradesi dışında başka bir suçu işlemesini düzenler. Bu maddede üçlü bir ilişki vardır: a) Cebir veya tehdidi kullanan (asıl fail), b) Cebir veya tehdit altında suçu işleyen (kusursuz araç), c) İşlenen suçun mağduru. TCK m. 28, (b) şahsının kusurluluğunu ortadan kaldırır. 2) Somut Olaydaki Hatalı Uygulama: İncelenen olayda, sanıklar, sendikal haklarını kullanmak isteyen katılanları 'tehdit' etmekle suçlanmaktadırlar. Yani sanıklar, tehdidi 'kullanan' kişilerdir. Katılanlar ise bu tehdidin 'mağduru'dur. Mahkeme, TCK m. 28'i uygulayarak, sanki sanıklar bir başkasının tehdidi altında katılanları tehdit etmiş gibi bir sonuca varmıştır. Bu, maddenin ruhuna ve lafzına tamamen aykırıdır. Sanıklar, tehdit altında suç işleyen değil, bizzat tehdit suçunu (veya bu tehditle bağlantılı olarak sendikal hakların engellenmesi suçunu) işleyen kişilerdir. 3) Fail ve Mağdur İlişkisinde TCK m. 28'in Uygulanamaması: TCK m. 28, tehdit altında 'suç işleyen' kimseye ceza verilmeyeceğini düzenler. Bir suçun mağduru olmak, 'suç işlemek' değildir. Dolayısıyla, bu madde, bir suçun failinin, o suçun mağduruna karşı eyleminden dolayı sorumluluktan kurtulması için bir gerekçe olarak kullanılamaz. Sanıkların, mağdurlara yönelik tehdit eylemleri, TCK m. 28'in değil, doğrudan doğruya tehdit (TCK m. 106) ve sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi (TCK m. 118) suçlarının konusudur. Yargıtay'ın kararında da, mahkemenin, sanıkların maruz kaldığı iddia edilen 'karşı koyamayacağı cebir, şiddet veya muhakkak ve ağır korkutma veya tehdit durumlarının somut olayda nasıl gerçekleştiğini' kanıtlara dayalı olarak açıklayıp tartışmadan, yani TCK m. 28'in olayla ilgisini kurmadan, yetersiz bir gerekçeyle bu maddeye dayanması hukuka aykırı bulunmuştur. Aslında, olayda TCK m. 28'in uygulanma koşulları hiç bulunmamaktadır.