Bir şüpheli, kolluk görevlileri tarafından durdurulduğunda, hakkında düzenlenmiş bir adli arama kararı veya yazılı arama emri bulunmamasına rağmen, üzerindeki uyuşturucu maddeyi görevlilere kendiliğinden teslim ederse, bu durum TCK m. 192/3'teki etkin pişmanlık hükümleri kapsamında nasıl değerlendirilir? Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2018/664 sayılı kararının, 'suçun delilini hukuka uygun hale getirme' ve 'kendi suçunu ortaya çıkarma' eylemlerine atfettiği önemi açıklayınız.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 20.12.2018 tarihli, 2016/1014 E., 2018/664 K. sayılı kararı, etkin pişmanlık (TCK m. 192/3) kurumunun uygulama alanını genişleten ve hukuki bir boşluğu dolduran emsal niteliğinde bir karardır. Bu karara göre, hakkında bir arama kararı veya emri bulunmayan, dolayısıyla üzerinde hukuka uygun bir arama yapılarak delil elde edilmesi mümkün olmayan bir şüphelinin, üzerindeki uyuşturucu maddeyi görevlilere kendiliğinden teslim etmesi, etkin pişmanlık kapsamında 'suçun meydana çıkmasına hizmet ve yardım etme' olarak kabul edilir ve fail hakkında TCK m. 192/3'teki indirim hükümlerinin uygulanması gerekir. Bu kararın temelindeki mantık ve 'suçun delilini hukuka uygun hale getirme' eylemine atfedilen önem şöyledir: 1) Hukuka Aykırı Delil Sorunu: Eğer kolluk, hakkında arama kararı olmayan şüphelinin üzerinde zorla arama yapsaydı, elde edilecek uyuşturucu madde 'hukuka aykırı delil' olacak ve CMK m. 217/2 uyarınca hükme esas alınamayacaktı. Bu durumda, sanık hakkında delil yetersizliğinden beraat kararı verilmesi gerekecekti. 2) Sanığın İradesiyle Suçun Ortaya Çıkması: CGK'ya göre, sanık, üzerindeki uyuşturucuyu kendiliğinden teslim ederek, aslında hukuka aykırı bir şekilde elde edilmesi mümkün olmayan bir delili 'hukuka uygun hale getirmiş' ve bu yolla kendi suçunun ortaya çıkmasını, yani 'suçun meydana çıkmasını' sağlamıştır. Sanığın bu iradi davranışı olmasaydı, suç ve delili ortaya çıkarılamayacaktı. 3) Hizmet ve Yardım Unsuru: TCK m. 192/3, sadece 'diğer suç ortaklarının yakalanmasına' değil, aynı zamanda 'suçun meydana çıkmasına' hizmet ve yardımı da etkin pişmanlık kapsamına almıştır. Sanığın bu eylemi, tam olarak bu ikinci kategoriye girmektedir. Kendi aleyhine sonuç doğuracağını bilerek, hukuken elde edilemeyecek bir delili adli makamlara teslim etmesi, adliyenin işini kolaylaştıran, maddi gerçeğe ulaşılmasına hizmet eden bir eylemdir. Sonuç olarak CGK, bu tür bir durumda sanığın iradi eylemiyle suçun ve delilin ortaya çıktığını, sanığın bu şekilde adalete hizmet ettiğini ve bu nedenle kanun koyucunun etkin pişmanlıkla amaçladığı 'pişmanlığı ödüllendirme' ilkesi gereği ceza indiriminden yararlanması gerektiğini kabul etmiştir. Bu yorum, hem adil yargılanma hakkını hem de etkin pişmanlık kurumunun etkinliğini güçlendiren bir yaklaşımdır.