TCK m. 28'de düzenlenen 'cebir ve şiddet, korkutma ve tehdit' halinin hukuki niteliği nedir; bir hukuka uygunluk sebebi mi, yoksa kusurluluğu ortadan kaldıran bir sebep midir? Bu ayrımın, fiili işleyen kişi ile cebir veya tehdidi kullanan kişinin cezai sorumluluğu üzerindeki etkisini, maddenin son cümlesini dikkate alarak açıklayınız.
TCK m. 28'de düzenlenen 'karşı konulamaz cebir veya ağır tehdit' hali, bir 'hukuka uygunluk sebebi' değil, 'kusurluluğu ortadan kaldıran' bir sebeptir. Bu ayrım, ceza hukukunun temel teorisi açısından çok önemlidir ve farklı hukuki sonuçlar doğurur: 1) Hukuka Uygunluk Sebebi vs. Kusurluluğu Kaldıran Sebep: - Hukuka Uygunluk Sebebi: Fiilin kendisini, en başından itibaren hukuka uygun hale getirir. Fiil, hukuka aykırı değildir. Örneğin, meşru savunma (TCK m. 25) halinde, birini yaralama fiili hukuka uygun sayılır. Bu durumda, fiile iştirak edenler de (yardım eden, azmettiren) cezalandırılmaz, çünkü ortada hukuka aykırı bir fiil yoktur. - Kusurluluğu Kaldıran Sebep: Fiilin hukuka aykırılığını ortadan kaldırmaz. Fiil, hukuka aykırı olmaya devam eder, ancak fiili işleyen fail, içinde bulunduğu özel koşullar (cebir, tehdit, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı vb.) nedeniyle bu hukuka aykırı fiilden dolayı kınanamaz, yani 'kusurlu' sayılamaz. Bu nedenle kendisine ceza verilmez. 2) Sorumluluk Üzerindeki Etkisi (TCK m. 28/son cümle): Bu ayrımın en önemli sonucu, maddenin son cümlesinde ortaya çıkar: 'Bu gibi hallerde cebir ve şiddet, korkutma ve tehdidi kullanan kişi suçun faili sayılır.' - Eğer TCK m. 28 bir hukuka uygunluk sebebi olsaydı, ortada hukuka aykırı bir fiil olmayacağı için, ne cebir altında fiili işleyene ne de cebri kullanana ceza verilemezdi. - Ancak TCK m. 28 kusurluluğu kaldıran bir sebep olduğu için, ortada hukuka aykırı bir fiil vardır. Sadece bu fiili işleyen kişinin kusuru yoktur. Fiilin hukuka aykırılığı devam ettiği için, bu hukuka aykırı fiilin arkasındaki asıl irade sahibi olan, yani 'cebir ve tehdidi kullanan kişi', bu suçun faili olarak sorumlu tutulur. Bu duruma ceza hukukunda 'dolaylı faillik' denir. Cebri veya tehdidi kullanan kişi, fiili işleyeni bir 'araç' gibi kullanarak suçu işlemiş olur. Örnek: Bir banka veznedarının başına silah dayayarak kasadaki parayı bir torbaya doldurtan soyguncu olayında; - Veznedarın parayı vermesi, hırsızlık/yağma suçunun maddi unsurunu oluşturan, hukuka aykırı bir fiildir. - Ancak veznedar, TCK m. 28 uyarınca ağır tehdit altında olduğu için kusurlu değildir ve ceza almaz. - Soyguncu ise, veznedarı bir araç olarak kullanarak hırsızlık/yağma suçunu işlediği için, bu suçun 'dolaylı faili' olarak cezalandırılır. Sonuç olarak, TCK m. 28, fiili işleyenin kusurunu ortadan kaldırırken, suçu ve cezayı ortadan kaldırmaz; sadece cezanın muhatabını değiştirerek, asıl irade sahibi olan cebir/tehdit kullanana yöneltir.