Bir ceza davasında, sanığın eyleminin hem şantaj (TCK m. 107) hem de özel hayatın gizliliğini ihlal (TCK m. 134) suçlarını oluşturduğu iddia edilebilir. Bu durumda, 'bileşik suç' (TCK m. 42) hükümleri uygulanabilir mi? Şantaj suçunun, özel hayatın gizliliğine ilişkin görüntü veya seslerin 'açıklanacağı tehdidiyle' işlenmesi halinde, bu iki suç arasındaki ilişkiyi 'fikri içtima' kuralları çerçevesinde nasıl değerlendirmek gerekir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #149244

Şantaj ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçları arasındaki ilişki, eylemin işleniş biçimine göre değişir ve bu iki suç arasında genellikle bir 'bileşik suç' ilişkisi bulunmaz. Bileşik suç (TCK m. 42), bir suçun, diğer bir suçun unsuru veya ağırlaştırıcı nedeni olması ve bu nedenle tek bir fiil sayılması durumudur (örneğin yağma suçu, içinde hırsızlık ve tehdit/cebir suçlarını barındırır). Şantaj suçunun temel halinde, özel hayatın gizliliğini ihlal etmek bir unsur değildir. Ancak, soruda belirtilen durumda, yani şantajın, 'kişinin şeref veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı... tehdidinde bulunarak' (TCK m. 107/1, ikinci cümle) ve bu hususların daha önce hukuka aykırı olarak elde edilmiş görüntü veya sesler olması halinde, bu iki suç arasındaki ilişki 'görünüşte içtima' kuralları çerçevesinde değerlendirilmelidir. Bu ilişki şu şekildedir: 1) İki Ayrı Suçun Varlığı: Fail, mağdura ait özel bir görüntüyü hukuka aykırı olarak ele geçirmekle veya kaydetmekle, TCK m. 134'teki 'özel hayatın gizliliğini ihlal' suçunu zaten işlemiş ve tamamlamıştır. Daha sonra, bu elde ettiği hukuka aykırı veriyi, mağduru bir şeyi yapmaya veya yapmamaya zorlamak için 'açıklayacağı tehdidiyle' kullandığında ise, TCK m. 107'deki 'şantaj' suçunu işlemeye başlar. Ortada iki ayrı fiil ve ihlal edilen iki ayrı hukuki yarar (özel hayatın gizliliği ve irade özgürlüğü) vardır. 2) Gerçek İçtima Kuralı: Bu durumda, 'tüketen-tükenen norm' ilişkisi genellikle kurulmaz. Çünkü özel hayatın gizliliğini ihlal, şantajın zorunlu bir unsuru değildir. Şantaj, başka tür bir tehditle de işlenebilir. Fail, bir suç işleme kararıyla önce bir suçu (özel hayatın gizliliğini ihlal) işlemiş, sonra bu suçu araç olarak kullanarak ikinci bir suçu (şantaj) işlemiştir. Bu nedenle, kural olarak 'gerçek içtima' (TCK m. 43 dışındaki haller) hükümleri uygulanır ve fail her iki suçtan da (hem TCK m. 134 hem de TCK m. 107) ayrı ayrı cezalandırılır. Yargıtay'ın yerleşik uygulaması da bu yöndedir. Failin, görüntüyü kaydetme anı ile şantaj tehdidinde bulunma anı arasında zaman ve mekan birliği olsa bile, iki ayrı suçun oluştuğu kabul edilir. Bu, bir suçun diğerini işlemek için araç olarak kullanıldığı durumlarda sıkça karşılaşılan bir durumdur ve faile her eyleminin karşılığı olan cezanın verilmesi esasına dayanır.