TCK m. 154/3'te düzenlenen 'suların mecrasını değiştirme' suçu ile özel hukuk alanında kalan su kullanımına ilişkin uyuşmazlıklar arasındaki ayrım nasıl yapılır? Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2016/8297 sayılı kararında, sanığın, katılanın geçici su geçit hakkına ilişkin tedbir kararının hükümsüz kalmasından sonra su arkına gübre dökme eylemi neden TCK m. 154/3 kapsamında bir suç olarak görülmemiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #149243

TCK m. 154/3'te düzenlenen 'suların mecrasını değiştirme' suçu, kamuya veya özel kişilere ait bir suyun doğal akış yolunun (mecrasının) veya durduğu yerin, hukuka aykırı bir fiille değiştirilmesini cezalandıran bir malvarlığı suçudur. Bu suç ile özel hukuk alanında kalan su kullanımına (geçit hakkı, intifa hakkı vb.) ilişkin uyuşmazlıklar arasındaki temel ayrım, eylemin niteliğinde ve failin kastında yatar. Suçun oluşması için, failin eyleminin, suyun akış yolunu veya yatağını 'fiziken değiştirmeye' yönelik olması gerekir. Örneğin, bir dere yatağının önünü toprakla doldurarak akış yönünü kendi tarlasına çevirmek, bir göletin suyunu başka bir yere akıtmak için kanal açmak gibi eylemler bu suçu oluşturur. Su kullanımına ilişkin özel hukuk uyuşmazlıkları ise, genellikle komşuluk hukukundan veya irtifak haklarından kaynaklanır ve suyun mecrasını değiştirmekten çok, mevcut mecradan kimin, ne kadar ve ne şekilde yararlanacağı ile ilgilidir. Bu tür uyuşmazlıkların çözüm yeri hukuk mahkemeleridir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin E: 2016/8297, K: 2016/8297 sayılı kararında, sanığın eyleminin suç oluşturmamasının temel nedenleri şunlardır: 1) Eylemin Niteliği: Sanığın eylemi, 'su arkına hayvan gübresi dökmek'ten ibarettir. Bu eylem, suyun kalitesini bozabilir veya kullanımını geçici olarak engelleyebilir; ancak suyun akış yolunu veya yatağını fiziken 'değiştiren' bir eylem değildir. Dolayısıyla, TCK m. 154/3'ün aradığı 'mecrayı değiştirme' şeklindeki maddi unsur gerçekleşmemiştir. Sanığın eylemi, şartları varsa mala zarar verme (TCK m. 151) veya çevrenin kasten kirletilmesi (TCK m. 181) gibi başka suçları oluşturabilir, ancak suların mecrasını değiştirme suçunu oluşturmaz. 2) Uyuşmazlığın Hukuki Niteliği: Olayın temelinde, katılanın, sanığın arazisindeki su arkından yararlanma talebi yatmaktadır. Bu, tipik bir 'su geçit hakkı' (Medeni Kanun) uyuşmazlığıdır. Katılan, bu hakkı başlangıçta bir 'geçici tedbir' kararıyla elde etmiş, ancak bu karar sonradan hükümsüz kalmıştır. Sanığın eylemi de, bu hukuki zeminde, yani katılanın artık o suyu kullanma hakkının kalmadığı bir dönemde gerçekleşmiştir. Bu durum, olayın cezai bir nitelikten çok, taraflar arasında devam eden bir özel hukuk ihtilafı olduğunu göstermektedir. Bu nedenlerle Yargıtay, eylemin TCK m. 154/3'teki suçun unsurlarını oluşturmadığı ve sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği sonucuna varmıştır.