Bir boşanma davasında, mahkeme, kararının gerekçesini HMK m. 294 uyarınca kural olarak ne kadar süre içinde yazmalıdır? Duruşmada tefhim edilen 'kısa karar' ile daha sonra tebliğ edilen 'gerekçeli karar' arasında çelişki olması (farklı hükümler içermesi) halinde, hangi karar esas alınır ve bu durumun kanun yolu incelemesi açısından sonucu ne olur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #149242

Bir boşanma davasında (veya diğer hukuk davalarında), mahkeme, nihai duruşmada hükmü tefhim ettikten (kısa kararı açıkladıktan) sonra, HMK m. 294/4 uyarınca, bu hükmün gerekçesini 'bir ay içinde' yazmak zorundadır. Bu bir aylık süre, düzenleyici bir süre olup, bu sürenin aşılması tek başına kararın geçerliliğini etkilemez ancak hakimin sorumluluğuna yol açabilir. Duruşmada tefhim edilen 'kısa karar' ile daha sonra yazılıp tebliğ edilen 'gerekçeli karar' arasında çelişki bulunması, yani hüküm fıkralarının birbirinden farklı olması, ciddi bir usul hatasıdır ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre mutlak bir bozma nedenidir. Bu durumda, hangi kararın esas alınacağı konusunda bir tercih yapılamaz. Bunun hukuki nedenleri şunlardır: 1) Hükmün Bütünlüğü ve Güvenilirlik: Hüküm, gerekçesiyle bir bütündür. Kısa karar, hükmün sonucunu özetlerken, gerekçeli karar bu sonuca nasıl ulaşıldığını açıklar. Bu ikisi arasında çelişki olması, hükmün hangi iradeye dayandığı konusunda bir belirsizlik yaratır, karara olan güveni sarsar ve hukuki istikrarı bozar. 2) Tarafların Haklarının İhlali: Taraflar, duruşmada tefhim edilen kısa karara göre kanun yoluna başvurup başvurmama konusunda bir kanaat oluştururlar. Sonradan gelen gerekçeli kararın farklı olması, tarafların kanun yolu haklarını doğru kullanmalarını engeller ve savunma haklarını zedeler. Kanun yolu incelemesi açısından sonuç: Yargıtay veya istinaf mahkemesi, kısa karar ile gerekçeli karar arasında bir çelişki tespit ettiğinde, davanın esasına girmez. Çünkü ortada denetlenecek muteber bir hüküm yoktur. Bu durum, HMK m. 297'de sayılan hükmün unsurlarından olan 'hüküm sonucu'nun şüpheye yer bırakmayacak şekilde açık olmaması anlamına gelir. Bu nedenle, mahkeme, başka hiçbir hususu incelemeden, sırf bu usulî aykırılık nedeniyle kararı 'bozar' ve dosyanın, çelişkiyi giderecek şekilde usulüne uygun yeni bir hüküm kurulması için yerel mahkemeye geri gönderilmesine karar verir.