Bir sanığın, üzerine atılı suçu reddetmesi ve suça konu paylaşımların yapıldığı İnstagram hesabının kendisine ait olmadığını savunması karşısında, Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2024/6962 sayılı beraat kararında, mahkumiyet için 'ispat standardının' karşılanamamasının temel nedenleri nelerdir? Siber suçlarda, failin tespiti için BTK'dan IP adresi istenmesi sürecinde karşılaşılan teknik zorluklar bu kararda nasıl bir rol oynamıştır?
Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin E: 2024/1331, K: 2024/6962 sayılı kararında, sanık hakkında beraat kararı verilmesinin temel nedeni, ceza muhakemesinin gerektirdiği 'her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil' standardının karşılanamamasıdır. Sanığın suçu işlemediğine dair savunmasının aksini ispatlayacak yeterli delil toplanamamıştır. Mahkumiyet için ispat standardının karşılanamamasının temel nedenleri şunlardır: 1) Sanığın Sürekli İnkarı: Sanık, yargılamanın her aşamasında suça konu 'larviya_0' isimli İnstagram hesabının kendisine ait olmadığını tutarlı bir şekilde savunmuştur. Bu durumda ispat yükü, bu hesabın sanık tarafından kullanıldığını şüpheye yer bırakmayacak şekilde kanıtlaması gereken iddia makamındadır. 2) Failin Tespitindeki Teknik İmkansızlık: Savcılık, faili tespit etmek için en temel yol olan IP adresi araştırmasına başvurmuş, ancak başarısız olmuştur. Kararda belirtildiği gibi: a) BTK'ya yapılan ilk müzekkereye, 'hedef IP bilgileri gönderilmeden' istenen bilginin (hesaba kimin eriştiği) verilemeyeceği cevabı gelmiştir. b) Suça konu paylaşım, herkese açık bir paylaşım değil, 'İnstagram direct message' (özel mesaj) üzerinden yapılmıştır. Bu tür özel iletişimlerin IP logları, genellikle platform sağlayıcıları (Meta/Instagram) tarafından tutulur ve Türk makamlarıyla her zaman paylaşılmaz. İhbar, üçüncü bir kişinin gönderdiği bir 'ekran görüntüsü'ne dayandığı için, savcılığın elinde BTK'ya gönderebileceği bir hedef IP adresi bulunmamaktadır. c) Sonradan yapılan araştırmada ise hesabın kapatıldığı ('sayfa kaldırılmış olabilir') tespit edilmiştir. Bu durum, hesaba ilişkin geriye dönük bir bilirkişi incelemesi yapılmasını da teknik olarak imkansız kılmıştır. 3) Delil Yetersizliği: Dosyada, sanığın savunmasının aksini ispatlayacak, sanık ile suça konu hesabı birbirine bağlayacak hiçbir somut delil (IP tespiti, cihaz incelemesi, tanık beyanı, ikrar vb.) kalmamıştır. Elimizdeki tek şey, kim tarafından ve ne amaçla gönderildiği belli olmayan bir ekran görüntüsüdür. Bu durum karşısında, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi gereğince, sanığın mahkumiyetine karar verilmesi mümkün değildir. Bu nedenle, Yargıtay beraat kararını hukuka uygun bulmuştur. Siber suçlarda karşılaşılan bu tür teknik zorluklar, özellikle yurtdışı merkezli platformlar söz konusu olduğunda, adli makamların delile ulaşmasını engelleyebilmekte ve bu durum ispat standardının karşılanamaması nedeniyle beraat kararlarıyla sonuçlanabilmektedir.