Bir memurun, DMK m. 94 uyarınca 'görevden çekilmiş sayılmasına' (müstafi) ilişkin bir idari işlemin iptali istemiyle açtığı davada, mahkemenin, işlemin dayanağı olan tarihlerdeki devamsızlığın 'sağlık raporu' ile mazeretli olduğunu tespit etmesine rağmen, davayı 'rapordan sonraki tarihlerde de devamsızlık yaptığı' gerekçesiyle reddetmesi, Danıştay 12. Dairesi'nin 2022/1545 sayılı kararında neden hukuka aykırı bulunmuştur? Bu kararın, idari işlemin 'sebep' ve 'konu' unsurlarının denetimi açısından önemini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #149230

Danıştay 12. Dairesi'nin E: 2019/3424, K: 2022/1545 sayılı kararında, idare mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararının hukuka aykırı bulunmasının temel nedeni, mahkemenin 'idari işlemin hukuka uygunluk denetiminin sınırlarını' aşması ve davaya konu edilmeyen bir gerekçeyle karar vermesidir. Bu durum, idari yargılamanın temel ilkeleri olan 'idari işlemin sebep ve konu unsurlarının denetimi' ile ilgilidir. Açıklaması şöyledir: 1) İdari İşlemin Sebep Unsurunun Denetimi: İdari yargıda bir işlemin hukuka uygunluğu denetlenirken, öncelikle o işlemin dayandığı 'sebep' unsuru incelenir. Dava konusu 'görevden çekilmiş sayılma' işleminin sebebi, idare tarafından 'davacının belirli tarihler arasında kesintisiz 10 gün göreve gelmemesi' olarak gösterilmiştir. Mahkeme, yaptığı incelemede, bu tarihlerde davacının 'sağlık raporu' bulunduğunu, dolayısıyla devamsızlığının mazeretli olduğunu ve işlemin bu sebep unsurunun hukuka aykırı olduğunu tespit etmiştir. Bu tespitten sonra mahkemenin vermesi gereken doğal karar, dava konusu işlemin iptalidir. 2) Mahkemenin Denetim Sınırlarını Aşması: Mahkeme, işlemin dayandığı sebebin hukuka aykırı olduğunu tespit ettikten sonra, idarenin yerine geçerek yeni bir gerekçe üretmiş ve 'rapordan sonraki tarihlerde de devamsızlık yapıldığı' sonucuna varmıştır. Ancak, bu sonraki devamsızlık, dava konusu işlemin sebebi değildir. İdare, bu sonraki devamsızlığa dayanarak yeni bir 'görevden çekilmiş sayma' işlemi tesis etmemiştir. Mahkeme, henüz idare tarafından tesis edilmemiş bir işleme veya dava konusu edilmemiş bir sebebe dayanarak karar veremez. Bu, hem 'taleple bağlılık' ilkesine hem de idari işlemin hukuka uygunluğunun, tesis edildiği andaki sebep ve koşullara göre denetlenmesi gerektiği ilkesine aykırıdır. 3) Konu Unsuru ve Hukuki Sonuç: Dava konusu işlemin konusu, 'belirli tarihlerdeki devamsızlık nedeniyle' davacının müstafi sayılmasıdır. Bu işlemin hukuka aykırı olduğu saptandığında, iptal edilmesi gerekir. Danıştay kararında da belirtildiği gibi, idare, eğer isterse, 'temyize konu kararda davanın reddine dair hükme esas alınan 25/09/2015 tarihinden itibaren göreve gelmediği sürelere ilişkin de ayrı bir işlem tesis edebilir'. Ancak bu, mahkemenin değil, idarenin yetkisindedir. Sonuç olarak, mahkeme, dava konusu edilen idari işlemin hukuki sebebinin geçersiz olduğunu saptadıktan sonra, davayı iptal etmek yerine, davaya konu olmayan başka bir sebebe dayanarak davayı reddedemez. Bu, idari yargı denetiminin sınırlarını aşmak ve idarenin yerine geçerek işlem tesis etmek anlamına gelir ki bu da hukuka aykırıdır.