Bir boşanma davasında, tarafların evlilik süresinin (örneğin üç ay) TMK m. 168'de belirtilen 'davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer' şartını sağlamadığı bir durumda, davacı eşin, ailesinin bulunduğu ve yeni yerleşim yeri edindiği yerde dava açması hukuka uygun mudur? Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2007/16188 sayılı kararı, bu durumda yetkili mahkemenin nasıl belirlenmesi gerektiğini açıklamaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #149228

Evet, hukuka uygundur. TMK m. 168, boşanma davaları için iki ayrı ve bağımsız yetki kuralı öngörür: 1) Eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesi. 2) Davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesi. Bu iki kural, birbirinin alternatifi olup, davacı bunlardan birini seçmekte serbesttir. Birinci kuralın uygulanabilmesi için ikinci kuraldaki şartın (altı ay birlikte oturma) gerçekleşmiş olması gerekmez. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin E: 2007/2450, K: 2007/16188 sayılı kararında, tarafların evlendikten sonra sadece üç ay birlikte kaldıkları, dolayısıyla 'altı aydan beri birlikte oturma' şartının gerçekleşmediği tespit edilmiştir. Bu durumda, davacı TMK m. 168'deki ikinci yetki kuralını kullanamaz. Ancak bu, dava açamayacağı anlamına gelmez. Davacı, maddenin birinci yetki kuralına, yani 'eşlerden birinin yerleşim yeri' kuralına dayanarak dava açabilir. Kararda, davacı kadının, müşterek konutu terk ettikten sonra ailesinin bulunduğu Bozcaada'ya döndüğü ve burada belirli bir süre geçirdikten sonra dava açtığı belirtilmektedir. Yargıtay, davacı kadının ailesinin yanında geçirdiği süreyi ve durumu dikkate alarak, Bozcaada'ya 'yerleşme amacıyla' bulunduğunu ve orayı kendisine yeni yerleşim yeri (TMK m. 19) edindiğini kabul etmiştir. Bu tespitin ardından, davacının kendi yeni yerleşim yerinde dava açması, TMK m. 168'deki 'eşlerden birinin yerleşim yeri' kuralına uygun bulunmuştur. Dolayısıyla, mahkemenin, altı aylık birlikte oturma şartı gerçekleşmediği ve davalının yerleşim yeri de orası olmadığı gerekçesiyle yetkisizlik kararı vermesi hatalıdır. Yetkili mahkemenin belirlenmesinde, davacının sürekli kalma niyetiyle oturduğu yeni yerleşim yeri mahkemesi de yetkili kabul edilmeli ve davanın esası incelenmelidir.