Bir ceza davasında, sanık ile mağdurun evli olduğu ve aralarındaki sorunlar nedeniyle ayrı yaşadıkları bir durumda, sanığın mağdura gönderdiği iddia edilen bir tehdit mesajının (örn: 'Boğarım seni boğar.') ispatında, sadece mağdur tarafından sunulan bir 'cep telefonu ekran görüntüsü' yeterli bir delil midir? Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2020/27697 E. sayılı kararında, bu tür bir delilin yetersiz bulunmasının nedenleri nelerdir?
Hayır, ceza yargılamasında, tek başına sunulan ve başka delillerle desteklenmeyen bir 'cep telefonu ekran görüntüsü', sanığın mahkumiyetine karar vermek için yeterli bir delil değildir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin E: 2020/27697, K: 2023/264 sayılı kararı, bu konudaki yerleşik içtihadı yansıtmaktadır. Kararda, bu tür bir delilin yetersiz bulunmasının temel nedenleri şunlardır: 1) Manipülasyona Açıklık ve Güvenilirlik Sorunu: Ekran görüntüleri, dijital ortamda kolaylıkla oluşturulabilir, değiştirilebilir veya sahte olarak düzenlenebilir. Bu nedenle, delilin orijinalliği ve bütünlüğü konusunda ciddi şüpheler barındırırlar. Sunulan çıktının, gerçek bir mesajlaşmayı yansıttığı teknik olarak doğrulanmadıkça, tek başına güvenilir bir kanıt olarak kabul edilemez. Kararda, 'çıktıların fotokopiden ibaret olması' bu güvensizliği pekiştiren bir unsur olarak belirtilmiştir. 2) Orijinal Kaynağın Yokluğu: Delilin güvenilirliğini teyit etmenin en önemli yolu, orijinal kaynağına başvurmaktır. Kararda, 'mağdurun telefonunda asıllarının olmaması' önemli bir eksiklik olarak vurgulanmıştır. Eğer mesajlar telefondan silinmişse, onların varlığını ve içeriğini sadece bir ekran görüntüsüyle ispatlamak mümkün değildir. 3) Usulüne Uygun Tespitin Yapılmaması: Dijital delillerin tespiti, özel bir usulü gerektirir. İdeal olan, mesajların bulunduğu cihaza CMK hükümlerine göre el konulması, imajının alınması ve bir bilirkişi tarafından incelenerek içeriğinin bir 'mesaj tespit tutanağı' ile belgelendirilmesidir. Kararda, 'mesaj tespit tutanağının da bulunmaması' delilin zayıflığını gösteren bir diğer neden olarak sayılmıştır. Bu üç temel eksiklik (güvenilirlik sorunu, orijinalin yokluğu ve usulüne uygun tespitin yapılmaması) bir araya geldiğinde, mahkeme, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi gereği, sanığın atılı suçu işlediğinin her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerle sabit olmadığı sonucuna varmıştır. Bu nedenle, sadece ekran görüntüsüne dayalı olarak verilen bir mahkumiyet kararı, Yargıtay tarafından bozulacak veya beraatle sonuçlanan bir karar onanacaktır.