Bir boşanma davasında, davalının süresi içinde yetki itirazında bulunması ve yetkili mahkemeyi doğru olarak göstermesi üzerine, mahkemenin 'yetkisizlik' kararı vermesi gerekirken davayı esastan incelemesi veya reddetmesi usule aykırı mıdır? Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2009/1041 E. sayılı kararında, davacının yetkisiz mahkemede dava açması durumunda 'seçimlik hakkın davalıya geçtiği' tespiti ne anlama gelmektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #149216

Evet, kesin olmayan yetki kuralına tabi bir boşanma davasında, davalının cevap süresi içinde usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunması ve yetkili mahkemeyi de göstermesi halinde, mahkemenin öncelikle bu ilk itirazı inceleyip karara bağlaması ve şartları varsa 'yetkisizlik' kararı vermesi gerekir (HMK m. 19, m. 116, m. 117). Mahkemenin, usulüne uygun bir yetki itirazı varken bunu göz ardı ederek davanın esasına girmesi veya davayı esastan reddetmesi, usul kanununa açıkça aykırıdır ve bozma nedenidir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin E: 2009/1041, K: 2010/4194 sayılı kararında yer alan 'seçimlik hakkın davalıya geçtiği' tespiti, boşanma davalarındaki yetki kuralının (TMK m. 168) yapısından kaynaklanan özel bir durumu ifade eder. Bu tespit şu anlama gelir: 1) İlk Seçim Hakkı Davacınındır: TMK m. 168, davacıya bir seçimlik hak tanır. Davacı, davayı ya eşlerden birinin (kendisinin veya davalının) yerleşim yerinde ya da son 6 ay birlikte oturdukları yerde açabilir. 2) Davacının Hakkını Yanlış Kullanması: Eğer davacı, bu kanuni seçeneklerden hiçbirine uymayan, tamamen yetkisiz bir mahkemede dava açarsa, kendi seçimlik hakkını yanlış kullanmış olur. 3) Seçim Hakkının Davalıya Geçmesi: Bu durumda, davalı süresi içinde yetki itirazında bulunurken, TMK m. 168'de sayılan ve aslında davacının seçebileceği yetkili mahkemelerden hangisinde davanın görülmesini istediğini belirtebilir. Yani, davacının hatalı seçimi nedeniyle, yetkili mahkemeler arasından birini seçme hakkı, bir nevi davalıya geçmiş olur. Anılan Yargıtay kararında, davacı ne kendi yerleşim yerinde ne de davalının yerleşim yerinde dava açmamıştır. Davalı ise yetki itirazında bulunarak kendi yerleşim yeri olan Perşembe mahkemelerinin yetkili olduğunu doğru bir şekilde göstermiştir. Bu durumda Yargıtay, seçimlik hakkın davalıya geçtiğini ve davalının gösterdiği yetkili mahkemeye dosyanın gönderilmesi gerektiğini belirtmiştir. Mahkemenin, bu usulî yolu izlemeyip başka şekilde karar vermesi hukuka aykırı bulunmuştur.