TCK m. 28'de düzenlenen 'cebir' ile 'korkutma ve tehdit' arasındaki temel fark nedir? Bir fiilin bu madde kapsamında kusurluluğu ortadan kaldıran bir 'cebir' sayılabilmesi için, failin iradesi üzerindeki etkisinin ne düzeyde olması gerekir? Bu durumun, iradi hareket yeteneğini tamamen ortadan kaldıran 'vis absoluta' (mutlak cebir) ile ilişkisini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #149213

TCK m. 28'de düzenlenen 'cebir' ile 'korkutma ve tehdit' arasındaki temel fark, failin iradesine yönelik müdahalenin niteliğindedir. 'Korkutma ve tehdit' halinde, kişinin manevi varlığına, yani iç hürriyetine yönelik bir baskı söz konusudur. Kişi, gelecekte gerçekleşmesi muhtemel bir kötülükle (zararla) korkutularak belirli bir şekilde davranmaya zorlanır. Burada kişinin hareket etme iradesi vardır, ancak bu irade sakatlanmıştır; yani 'kötülüklerden daha az kötü olanı' seçmek zorunda bırakılmıştır. 'Cebir' ise, kişinin fiziki varlığına, yani bedenine yönelik maddi bir baskıdır. Bu fiziki güç kullanımıyla kişi, istemediği bir davranışı yapmaya veya istediği bir davranışı yapmamaya zorlanır. Bir fiilin TCK m. 28 kapsamında kusurluluğu ortadan kaldıran bir 'cebir' sayılabilmesi için, failin iradesi üzerindeki etkisinin 'karşı konulamaz' ve 'kurtulunamaz' düzeyde olması gerekir. Bu, ceza hukuku doktrininde 'vis compulsiva' (zorlayıcı cebir) olarak adlandırılan durumdur. Kişi, kendisine uygulanan fiziki güç karşısında direnemeyecek durumdadır ve suç teşkil eden fiili işlemek zorunda kalır. Örneğin, bir banka veznedarının başına silah dayanarak kasadaki parayı vermeye zorlanması bu duruma örnektir. Veznedar, parayı kendi eliyle verir (iradi bir hareket vardır) ancak bu irade, cebir altında sakatlanmıştır. TCK m. 28, bu durumu düzenleyerek kişinin kusurunun olmadığını kabul eder. Ancak cebirin en yoğun hali, 'vis absoluta' (mutlak veya fiziki cebir) olarak adlandırılır. Bu durumda, kişinin iradi hareket etme yeteneği tamamen ortadan kaldırılır. Kişi, bir başkasının elinde adeta bir 'araç' haline gelir. Örneğin, çok güçlü bir kişinin, daha zayıf birinin elini zorla tutarak, onun eliyle bir başkasına yumruk atması veya imza atması halinde, yumruğu atan veya imzayı atan kişinin fiili, ceza hukuku anlamında bir 'hareket' dahi sayılmaz. Çünkü hareketin temel unsuru olan 'iradilik' ortadan kalkmıştır. Bu durumda, TCK m. 28'e gitmeye gerek kalmadan, ortada suçun temel unsuru olan 'fiil' bulunmadığı için kişinin sorumluluğuna gidilemez. TCK m. 28, daha çok 'vis compulsiva'yı, yani kişinin hareket iradesinin var olduğu ancak sakatlandığı durumları kapsar.