Yoksulluk nafakasına (süresiz nafaka) hükmedilebilmesi için, nafaka talep eden eşin boşanmadaki kusur durumuna ilişkin TMK m. 175'te aranan şart nedir? Nafaka yükümlüsü olacak eşin kusurunun bu süreçteki rolü ve 'eşit kusur' veya 'her iki tarafın kusursuz olması' durumlarında yoksulluk nafakasına hükmedilip edilemeyeceğini, maddenin lafzından hareketle açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #149210

TMK m. 175, yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesi için nafaka talep eden eşin kusur durumuna ilişkin net bir şart öngörmüştür: '...kusuru daha ağır olmamak koşuluyla...' Bu ifade, yoksulluk nafakası alabilmek için, talepte bulunan eşin boşanmaya neden olan olaylarda diğer eşten daha ağır kusurlu olmaması gerektiğini belirtir. Bu koşulun detayları şöyledir: 1) Nafaka Talep Edenin Kusuru: Temel kriter, nafaka talep eden eşin kusurudur. Eğer bu eş, diğerinden 'daha ağır' kusurlu ise, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olsa bile lehine nafakaya hükmedilemez. Örneğin, zina yapan veya sürekli şiddet uygulayan bir eş, diğer eşin daha hafif kusurları olsa bile, daha ağır kusurlu sayılacağından yoksulluk nafakası alamaz. 2) Nafaka Yükümlüsünün Kusuru: Maddenin ikinci cümlesi, 'Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.' diyerek durumu daha da netleştirir. Bu, nafaka ödeyecek olan eşin kusursuz olmasının, onun nafaka ödeme yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığı anlamına gelir. Önemli olan, nafaka alacak eşin daha ağır kusurlu olmamasıdır. 3) Eşit Kusur veya Kusursuzluk Halleri: 'Kusuru daha ağır olmamak' koşulu, şu durumları da kapsar: a) Eşit Kusur: Eğer her iki eş de boşanmada eşit derecede kusurlu ise, nafaka talep eden eşin kusuru 'daha ağır' olmadığından, yoksulluğa düşme şartı da varsa, lehine yoksulluk nafakasına hükmedilebilir. b) Nafaka Talep Edenin Daha Az Kusurlu Olması: Bu durumda zaten şart sağlanmış olur. c) Her İki Tarafın da Kusursuz Olması: Akıl hastalığı gibi nedenlerle (TMK m. 165) boşanma durumunda, her iki taraf da kusursuz olabilir. Bu durumda da, nafaka talep eden tarafın kusuru 'daha ağır' olmadığından (çünkü hiç kusuru yoktur), yoksulluğa düşecekse nafaka alabilir. Sonuç olarak, kanun koyucu, yoksulluk nafakasını bir nevi 'cezai' bir yaptırım olarak değil, boşanmanın sosyal ve ekonomik sonuçlarını dengeleyen bir 'sosyal dayanışma' aracı olarak görmüştür. Bu nedenle, nafaka yükümlüsünün kusuruna değil, nafaka alacak olanın 'ağır kusurlu olmaması' şartına odaklanmıştır.