Siyasi Partiler Kanunu m. 96/3, 'bölge adlarıyla' siyasi parti kurulamayacağını hükme bağlamaktadır. Bu hükmün, Anayasa m. 90/5'te yer alan 'uluslararası antlaşmaların kanun hükmünde olduğu ve kanunlarla çelişmesi halinde antlaşma hükümlerinin esas alınacağı' ilkesi karşısındaki durumunu tartışınız. Metin yazarının, bu konuda İHAS m. 17'ye (Hakların Kötüye Kullanılması Yasağı) dayanarak uluslararası hukukun bu tür bir parti ismine izin vermeyeceği yönündeki argümanını analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #149208

Siyasi Partiler Kanunu m. 96/3'teki 'bölge adıyla parti kurulamaz' yasağının, Anayasa m. 90/5 karşısındaki durumu, ulusal egemenlik ile uluslararası insan hakları hukukunun etkileşimine dair karmaşık bir sorundur. Anayasa m. 90/5, temel hak ve özgürlüklere ilişkin usulüne uygun yürürlüğe konulmuş uluslararası antlaşmaların (İHAS gibi), iç hukuktaki kanunlarla çelişmesi halinde üstün tutulacağını belirtir. Bu hükme dayanılarak, eğer İHAS'ın örgütlenme ve ifade özgürlüğüne ilişkin maddeleri, SPK'daki yasaktan daha geniş bir koruma sağlıyorsa, SPK hükmünün uygulanmaması gerektiği savunulabilir. Yani, bir siyasi partinin adının, cebir ve şiddeti teşvik etmediği sürece ifade ve örgütlenme özgürlüğü kapsamında korunması gerektiği ileri sürülebilir. Ancak, metin yazarı bu argümana iki temel karşı argümanla itiraz etmektedir: 1) Hakların Kötüye Kullanılması Yasağı (İHAS m. 17): Yazarın en temel dayanağı budur. İHAS m. 17, Sözleşme'de tanınan hakların (ifade ve örgütlenme özgürlüğü gibi), Sözleşme'nin koruduğu diğer hak ve özgürlükleri veya demokratik düzenin kendisini ortadan kaldırmayı amaçlayan bir etkinlik için kullanılamayacağını belirtir. Yazar, 'Kürdistan' gibi bir bölge adının parti ismi olarak kullanılmasının, sıradan bir isimlendirme olmadığını, Türkiye Cumhuriyeti'nin Anayasa m. 3'te güvence altına alınmış 'ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü' ilkesini ve üniter yapısını hedef alan, ayrılıkçı bir siyasi projenin ifadesi olduğunu savunmaktadır. Bu durum, ifade özgürlüğünün, devletin toprak bütünlüğünü yok etme amacıyla 'kötüye kullanılması' anlamına gelir ve İHAS m. 17 kapsamında koruma görmez. 2) Anayasanın Üstünlüğü ve Çekirdek Alanı: Metnin yazarı ayrıca, Anayasanın normlar hiyerarşisinin tepesinde olduğunu ve uluslararası sözleşmelerin, Anayasanın değiştirilemez hükümlerini (m. 1, 2, 3 gibi) ortadan kaldıracak şekilde yorumlanamayacağını savunur. Anayasa m. 90/5, kanunlar ile antlaşmalar arasındaki bir çelişkiyi düzenler, Anayasa ile antlaşmalar arasındaki bir çelişkiyi değil. Türkiye Devleti'nin 'bölünmez bir bütün' olduğu (Anayasa m. 3) ilkesi, anayasal kimliğin çekirdek alanındadır ve bu ilkeyi sarsacak bir yorum, Anayasa m. 90/5'in amacını aşar. Sonuç olarak yazar, 'bölge adıyla parti kurma' talebinin, basit bir ifade özgürlüğü meselesi olmadığını, devletin temel yapısını hedef alan ve bu nedenle İHAS m. 17 kapsamında hakkın kötüye kullanılması yasağına takılan bir durum olduğunu ve uluslararası hukukun da bu tür bir talebi korumayacağını ileri sürmektedir.