Bir boşanma davasında, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren başlayan iki haftalık istinaf süresi (HMK m. 345) hak düşürücü bir süre midir? Bu süreyi kaçıran bir tarafın, diğer tarafın istinaf başvurusu üzerine 'katılma yoluyla istinaf' (HMK m. 348) hakkını kullanabilmesinin koşulları ve bu hakkın asıl istinaf talebine olan bağımlılığını açıklayınız.
Evet, HMK m. 345'te belirtilen, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren işleyen iki haftalık istinaf süresi, niteliği gereği 'hak düşürücü' bir süredir. Bu sürenin kaçırılması, o taraf için istinaf kanun yoluna başvuru hakkının sona ermesine ve kararın o taraf yönünden kesinleşmesine neden olur. Ancak kanun koyucu, süreyi kaçıran tarafa, belirli koşullar altında 'katılma yoluyla istinaf' adı verilen ikincil bir imkan tanımıştır. Katılma yoluyla istinaf (HMK m. 348), istinaf süresini kaçırmış olan tarafın, diğer tarafın istinaf dilekçesinin kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içinde bir cevap dilekçesi vererek, kararı kendi lehine ve karşı tarafın aleyhine istinaf edebilmesidir. Bu hakkın kullanılabilmesinin koşulları şunlardır: 1) Karşı Tarafın Süresinde İstinaf Başvurusu Yapmış Olması: Bu, en temel koşuldur. Eğer karşı taraf da süreyi kaçırmışsa veya hiç istinafa başvurmamışsa, katılma yoluyla istinaf hakkı doğmaz. 2) Asıl İstinaf Dilekçesinin Kendisine Tebliğ Edilmesi: Katılma hakkını kullanacak olan taraf, bu hakkını ancak karşı tarafın istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edildikten sonra kullanabilir. 3) Cevap Dilekçesiyle Birlikte İleri Sürülmesi: Katılma yoluyla istinaf talebi, karşı tarafın istinaf dilekçesine verilecek 'cevap dilekçesi' ile birlikte ileri sürülmelidir. Süresi, cevap dilekçesi verme süresi olan iki haftadır. Katılma yoluyla istinafın en önemli özelliği, asıl istinaf talebine sıkı sıkıya bağlı (fer'i) olmasıdır. HMK m. 348/2'de bu bağımlılık açıkça düzenlenmiştir: 'İstinaf yoluna asıl başvuran taraf, dilekçesinden feragat ederse veya talebi bölge adliye mahkemesi tarafından esasa girilmeden reddedilirse, katılma yoluyla istinaf talebinde bulunanın da talebi reddedilir.' Yani, asıl istinaf başvurusu herhangi bir nedenle geçersiz hale gelirse, ona eklemlenmiş olan katılma yoluyla istinaf başvurusu da kendiliğinden hükümsüz kalır. Bu durum, katılma yoluyla istinafın bağımsız bir kanun yolu olmadığını, sadece mevcut bir kanun yoluna eklemlenme imkanı olduğunu gösterir.