Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin E: 2015/9314 sayılı kararında, bir derneğin açtığı topluluk davasının reddedilme gerekçesi 'aktif dava ehliyeti' yokluğudur. Davacının aktif dava ehliyetinin bulunmaması bir 'dava şartı' mıdır? Mahkemenin, davanın esasına (örneğin zamanaşımı) girmeden önce dava şartlarını incelemesinin usul hukuku açısından önemini ve bu kurala aykırı hareket etmesinin sonuçlarını HMK m. 114 ve m. 115 bağlamında açıklayınız.
Evet, davacının aktif dava ehliyetinin bulunması, HMK m. 114/1-d uyarınca açıkça sayılmış bir 'dava şartı'dır. Dava şartları, bir davanın esası hakkında incelemeye geçilebilmesi için mevcut olması veya mevcut olmaması gereken koşullardır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin E: 2015/9314, K: 2016/4393 sayılı kararında, mahkemenin davayı 'zamanaşımı' (ki bu bir ilk itirazdır ve davanın esasına ilişkindir) nedeniyle reddetmesi eleştirilmiş, kararın sonucunun doğru olmakla birlikte gerekçesinin 'aktif dava ehliyeti yokluğu' olması gerektiği belirtilmiştir. Bu durum, mahkemenin dava şartlarını inceleme önceliğini ve bu kurala uymamanın sonuçlarını ortaya koymaktadır. HMK m. 115'e göre, mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını 'davanın her aşamasında kendiliğinden' araştırır. Bu, dava şartlarının kamu düzeninden sayıldığı ve taraflarca ileri sürülmese bile hakim tarafından dikkate alınması gerektiği anlamına gelir. Mahkemenin izlemesi gereken usulî sıra şöyledir: Önce dava şartlarının varlığı veya yokluğu incelenir. Eğer bir dava şartı eksikliği varsa, mahkeme kural olarak davanın esasına giremez. Eksikliğin niteliğine göre, ya HMK m. 115/2 uyarınca giderilmesi için süre verir (örn: harç eksikliği) ya da giderilmesi mümkün değilse (örn: kesin hüküm, dava ehliyeti yokluğu), davayı 'usulden reddeder'. Bu kurala aykırı hareket etmenin, yani dava şartı eksikliğine rağmen davanın esasına girerek karar vermenin sonucu, Yargıtay'ın anılan kararında görüldüğü gibi, kararın gerekçesinin değiştirilerek onanması veya bozulmasıdır. Kararda, yerel mahkemenin davayı zamanaşımından (esastan) reddetmesi 'doğru değil ise de, sonucu itibariyle doğru olan hükmün... değişik bu gerekçe ile onanmasına' karar verilmiştir. Bu, usul ekonomisi gereği yapılmış bir uygulamadır. Ancak temel kural, mahkemenin öncelikle usule ilişkin dava şartlarını incelemesi, bu engeli aşarsa davanın esasına ilişkin incelemeye (ilk itirazlar ve esas) geçmesidir. Bu sıra, yargılamanın sağlıklı yürümesi ve gereksiz yere esasa girilerek zaman ve emek harcanmasının önlenmesi açısından büyük önem taşır.